Türkiye Cumhuriyeti, sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak, terör eylemleri nedeniyle mağduriyet yaşayan vatandaşlarının, kamu görevlilerinin ve güvenlik güçlerinin uğradığı zararları tazmin etmek ve hayat standartlarını korumak amacıyla kapsamlı yasal düzenlemeler hayata geçirmiştir. Bu hukuki çerçevenin en temel yapı taşlarından biri olan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, terör eylemlerinden doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen kişilere, şehit yakınlarına ve gazilere çok çeşitli sosyal, ekonomik ve istihdama yönelik haklar sunmaktadır. Ünsal Hukuk olarak hazırladığımız bu rehberde, terör mağdurlarının yasal statüleri ve devlet tarafından sağlanan bu kritik hakların kapsamı detaylı bir biçimde incelenmiştir.
3713 sayılı Kanun, yalnızca terör suçlarının tanımlanması ve cezalandırılması amacını taşımaz; aynı zamanda terörle mücadele esnasında veya terör eylemleri sonucunda bedensel, ruhsal veya maddi bütünlüğü zarara uğrayan bireylerin rehabilitasyonu ve topluma yeniden entegrasyonu için de geniş çaplı güvenceler içerir. Bu kanun kapsamında sağlanan temel haklar, mağduriyetin türüne, kişinin malullük derecesine ve şehadet durumuna göre değişkenlik göstermekle birlikte, ana hatlarıyla şu şekilde sınıflandırılmaktadır:
1. Kamuda İstihdam (İş) Hakkı
3713 sayılı Kanunun Ek 1. Maddesi kapsamında sunulan en hayati haklardan biri, şehit yakınlarına, gazilere ve vazife malullerine tanınan kamuda istihdam hakkıdır. Bu hak, mağdur olan kişinin kendisi hayatta ise öncelikle kendisine, hayatını kaybetmişse (şehit olmuşsa) kanunda belirtilen yakınlarına verilmektedir.
• Şehit Yakınları İçin: Terör eylemleri nedeniyle şehit olan kamu görevlileri veya sivillerin eş veya çocuklarından birine, eşi veya çocuğu yoksa kardeşlerinden birine olmak üzere toplamda iki kişiye kamuda istihdam hakkı tanınmaktadır.
• Gaziler ve Maluller İçin: Terör olayları sebebiyle yaralanarak engelli hale gelen ve malul sayılan kişilerin bizzat kendilerine veya kendileri çalışamayacak durumda iseler eş veya çocuklarından birine, eş ve çocuğu yoksa kardeşlerinden birine olmak üzere bir kişiye istihdam hakkı verilir.
2. Faizsiz Konut Kredisi Hakkı
Terörle mücadele sırasında yaralanan, engelli hale gelen gaziler ile şehit dul ve yetimlerine, barınma ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri amacıyla Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) aracılığıyla faizsiz konut kredisi imkanı sunulmaktadır. Bu kredi, hak sahiplerinin kendi adlarına alacakları ilk konut için geçerlidir ve geri ödemeleri kişinin almakta olduğu aylıktan belirli oranlarda kesinti yapılarak son derece uygun koşullarda tahsil edilir.
3. Ücretsiz Seyahat Hakkı
3713 sayılı Kanun kapsamına giren vazife malulleri, gaziler ve şehitlerin eşleri, evli olmayan ve yirmi beş yaşını doldurmamış çocukları ile anne ve babaları; demiryolları ve denizyollarının şehir içi ve şehirlerarası hatlarından, belediyelere, belediyeler tarafından kurulan şirketlere, birlik, müessese ve işletmelere veya belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlere ait şehir içi toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlanma hakkına sahiptir. Bu hak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından verilen "Ücretsiz Seyahat Kartı" ile kullandırılır.
4. Elektrik ve Su İndirimi
Sosyal destek mekanizmalarının bir diğer boyutu da temel yaşam giderlerinin hafifletilmesidir. 3713 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanan maluller ile şehit dul ve yetimleri, ikamet ettikleri konutlarda tükettikleri elektrik enerjisi ve su için ilgili mevzuatta belirlenen oranlarda (genellikle %40 ila %50 arasında değişen) indirim hakkından faydalanırlar.
5. Eğitim ve Öğretim Yardımları
Şehit ve gazi çocuklarının eğitim hayatlarının kesintiye uğramaması ve en iyi şartlarda tamamlanması devletin güvencesi altındadır. Bu kapsamda, ilköğretim, lise ve yükseköğrenim gören çocuklara her eğitim-öğretim yılı başında yılda bir kez olmak üzere eğitim ve öğretim yardımı yapılır. Ayrıca, Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) bünyesinde burs önceliği ve yurtlarda ücretsiz barınma gibi ek ayrıcalıklar da sunulmaktadır.
6. Sağlık Hizmetlerinden Katılım Payı Alınmaması
Terörle mücadele kapsamında yaralanan gaziler ve malullerin, bu yaralanmalara bağlı olarak gördükleri tedavilerde ve kullandıkları ilaçlarda, ortez, protez ve diğer tıbbi malzemelerde hiçbir şekilde katılım payı veya ilave ücret alınmaz. Devlet, kişinin eski sağlığına kavuşabilmesi veya hayatını en iyi fiziki şartlarda idame ettirebilmesi için gereken en üst düzey tıbbi donanımı ücretsiz olarak karşılamakla yükümlüdür.
Ayrıca konu ile ilgili olarak “3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu Kimleri Kapsar?” başlıklı makalemizi de inceleyebilirsiniz.

3713 sayılı Kanun ile sağlanan haklardan yararlanabilmek, oldukça titiz yürütülmesi gereken, bürokratik aşamaları ve şekil şartları bulunan idari bir başvuru sürecine tabidir. Hak sahiplerinin bu süreçte usul hataları yapmaması, hak kayıplarının önüne geçilmesi adına büyük önem taşır. Ünsal Hukuk olarak müvekkillerimize sıkça hatırlattığımız üzere, idari makamlara yapılacak başvurularda eksik evrak veya yanlış merci seçimi, sürecin aylar, hatta yıllarca uzamasına neden olabilmektedir.
1. İlgili Kurumların Tespiti ve Müracaat
Başvurulacak kurum, talep edilen hakkın niteliğine göre değişiklik göstermektedir:
• Aylık Bağlanması ve Malullük Tespiti İçin: Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü veya bulunulan ildeki SGK İl Müdürlüklerine başvuru yapılmalıdır.
• Kamuda İstihdam Hakkı İçin: İstihdam hakkı başvuruları, kişinin ikamet ettiği ildeki Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerine yapılmaktadır. Müdürlük, başvuruyu inceleyerek hak sahipliği tespitini yapar ve atama yapılmak üzere Devlet Personel Başkanlığı görevlerini devralan ilgili bakanlık birimlerine bildirir.
• Ücretsiz Seyahat Kartı İçin: Yine Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri üzerinden işlem gerçekleştirilir. Günümüzde e-Devlet kapısı üzerinden de bu başvurular hızla yapılabilmektedir.
2. Gerekli Belgelerin Hazırlanması
Başvuru türüne göre değişmekle birlikte, 3713 sayılı Kanun kapsamındaki başvurularda genel olarak şu belgeler talep edilmektedir:
• Islak imzalı başvuru dilekçesi,
• Olay tutanağı (Terör olayının nasıl ve nerede gerçekleştiğini, kişinin bu olaydan nasıl etkilendiğini gösteren resmi kolluk veya askeri tutanaklar),
• Sağlık Kurulu Raporu (Kişinin yaralanma durumunu ve maluliyet derecesini gösteren, tam teşekküllü ve Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş hastanelerden alınan heyet raporu),
• Vukuatlı nüfus kayıt örneği ve kimlik fotokopisi,
• Kamu görevlileri için görev belgesi ve amir onayı.
3. Başvuruların İncelenmesi ve Karar Süreci
Başvuru dosyası kuruma teslim edildikten sonra, ilgili idare (örneğin SGK bünyesindeki Vazife Malullüğü Tespit Kurulu) dosyayı inceler. Bu incelemede en çok dikkat edilen husus "illiyet bağı" yani neden-sonuç ilişkisidir. Kişinin uğradığı zararın veya maluliyetin, kesin ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde terör eyleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı değerlendirilir. Komisyon olumlu karar verirse hak sahipliği onaylanır. İdarenin başvuruya cevap verme süresi yasal olarak 60 gündür (İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında zımni ret süresi son güncellemelerle 30 gün olarak uygulanabilmektedir, bu nedenle yasal sürelerin bir idare hukuku avukatı ile takibi şarttır). Eğer idare başvuruyu reddederse veya süresi içinde cevap vermezse, yargı yolu açılmış olur.
Terör eylemleri sonucunda mağdur olan bireylerin, idareye yaptıkları başvuruların reddedilmesi, eksik karşılanması veya haklarının kısıtlanması durumunda bağımsız mahkemeler önünde hak arama hürriyetleri mevcuttur. Terör mağduriyeti, İdare Hukuku ve Tazminat Hukuku´nun kesişim noktasında yer alan son derece teknik bir alandır. Ünsal Hukuk bünyesinde uzman avukatlarımızla yürüttüğümüz bu dava süreçleri, genellikle idari yargı mercilerinde görülmektedir.
1. İdari İşlemin İptali Davası
3713 sayılı Kanun kapsamında talep edilen hakların (örneğin istihdam hakkı, malullük statüsünün verilmesi veya derece tespiti) idare tarafından haksız, hukuka aykırı veya gerekçesiz bir biçimde reddedilmesi halinde açılan davadır.
• Örneğin, SGK Sağlık Kurulu, başvuran kişinin maluliyet oranının kanunun aradığı sınırın altında olduğuna karar verebilir. Veya idare, yaşanan olayın "terör olayı" vasfı taşımadığına hükmederek başvuruyu reddedebilir.
• Bu durumda, idarenin ret işleminin tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesinde iptal davası açılması zorunludur. Dava sürecinde mahkeme, genellikle dosya üzerinden inceleme yapar ve gerektiğinde bağımsız bir hakem hastaneden veya Adli Tıp Kurumundan yeni bir sağlık raporu talep ederek idarenin işleminin yerinde olup olmadığını denetler.
2. Tam Yargı (Tazminat) Davası
Tam yargı davası, idari eylem veya işlemler nedeniyle kişisel hakları ihlal edilen, maddi ve manevi zarara uğrayan kişilerin, devletten zararının tazminini talep ettiği davalardır. Terör eylemleri neticesinde yaralanan, engelli hale gelen veya hayatını kaybedenlerin yakınları, devletin "Sosyal Risk İlkesi" ve "Kusursuz Sorumluluk" prensipleri gereğince devlete karşı tazminat davası açabilirler.
• Maddi Tazminat: Kişinin terör olayı nedeniyle kaybettiği iş gücü (efor kaybı), tedavi masrafları, ölüm halinde yakınlarının mahrum kaldığı destekten yoksun kalma tazminatı, defin giderleri gibi somut ve hesaplanabilir kalemleri içerir.
• Manevi Tazminat: Yaşanan elim olayın kişi ve ailesi üzerinde bıraktığı derin psikolojik yıkım, acı, keder, üzüntü ve yaşama sevincindeki azalmayı telafi etmek amacıyla hakkaniyete uygun bir miktar paranın ödenmesidir.
• Önemli Not: İdari yargıda tam yargı davası açmadan önce, İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) Madde 13 gereğince eylemin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halde 5 yıl içinde ilgili idareye yazılı olarak başvurarak ön karar (zararın giderilmesi) talebinde bulunulması zorunludur. İdare bu talebi reddederse, ret kararının tebliğinden itibaren 60 gün içinde dava açılabilir.
3. Hukuk Mahkemelerinde Açılacak Tazminat Davaları
Eğer terör eylemini gerçekleştiren fail veya failler sağ olarak ele geçirilmiş ve kimlikleri tespit edilmişse, mağdurlar idari yargıda devlete karşı açtıkları davalara ek olarak, Asliye Hukuk Mahkemelerinde doğrudan teröristlere veya terör örgütüne yardım ve yataklık eden, kusuru bulunan üçüncü şahıslara karşı da haksız fiil hükümlerine göre maddi ve manevi tazminat davası açabilirler.
Terörle mücadele kanunları kapsamında açılabilecek davalar hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek almak için web sitemizde yer alan telefon numaraları ve whatsapp hattı üzerinden uzman avukatlarımıza ulaşabilirsiniz.
3713 sayılı Kanunun geniş kapsamlı koruma kalkanından ve sunduğu maddi/manevi haklardan yararlanabilmek için mevzuatın öngördüğü birtakım spesifik şartların bir arada bulunması gerekmektedir. Kanun koyucu, devletin kaynaklarının gerçek mağdurlara ulaşmasını sağlamak adına yararlanma koşullarını net çizgilerle belirlemiştir. Bu şartlar, mağdurun statüsüne (kamu görevlisi veya sivil) göre küçük farklılıklar içerse de temelde aynı mantığa dayanır.
1. Olayın Terör Eylemi Kapsamında Olması
Bir olayın 3713 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi için, öncelikle olayın niteliği itibariyle bir "terör eylemi" veya "terörle mücadele faaliyeti" olması şarttır. Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu´nda terör; cebir ve şiddet kullanarak, baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak amacıyla kurulan örgütlerin eylemleri olarak tanımlanır. Dolayısıyla, adli bir cinayet, şahsi bir husumet veya adi bir suç sonucu uğranılan zararlar bu kanun kapsamında değerlendirilemez. Olayın terör eylemi olduğu, savcılık iddianameleri, kesinleşmiş mahkeme kararları, valilik veya kolluk kuvvetlerinin resmi tutanakları ile sabit olmalıdır.
2. İlliyet Bağı (Neden-Sonuç İlişkisi) Bulunması
Hukukta "illiyet bağı" olarak bilinen kavram, bu kanundan yararlanmanın temel taşıdır. Başvuru sahibinin uğradığı bedensel yaralanma, maluliyet durumu veya gerçekleşen ölüm neticesi ile terör eylemi arasında kopukluk olmayan, doğrudan bir sebep-sonuç ilişkisi bulunmalıdır.
• Örneğin, bir terör saldırısı esnasında şarapnel parçasıyla yaralanan sivil bir vatandaşın illiyet bağı açıktır. Ancak, olaydan aylar sonra tamamen farklı bir hastalıktan vefat eden bir kişinin durumu, tıp uzmanlarınca incelenmeli; eğer sonradan ortaya çıkan hastalık doğrudan o terör eyleminin yarattığı travma veya fiziksel hasar sonucu oluşmuşsa illiyet bağı kurulabilir, aksi halde başvuru reddedilir.
3. Malullük Oranının Sağlık Kurulunca Tespit Edilmesi
Gazilik statüsü, maluliyet aylığı ve istihdam hakkı gibi taleplerde, kişinin beden veya ruh sağlığındaki kaybın kalıcı olup olmadığı ve hangi oranda olduğu kritik bir şarttır.
• Kişinin terör olayı nedeniyle "çalışma gücünü ne oranda kaybettiği", Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş tam teşekküllü devlet hastanelerinden veya eğitim araştırma hastanelerinden alınacak Sağlık Kurulu Raporu ile belgelenmelidir.
• SGK Sağlık Kurulu, hastaneden alınan bu raporları inceleyerek ilgili mevzuata (TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği vb.) göre kişinin malullük derecesini (1. dereceden 6. dereceye kadar) kesin olarak karara bağlar. Kanunların öngördüğü asgari iş gücü kaybı oranına ulaşamayan kişiler, diğer bazı sosyal haklardan yararlansalar dahi "vazife malulü" veya "gazi" statüsünde aylık bağlanması hakkından mahrum kalabilirler.
4. Kast veya Ağır Kusurun Bulunmaması Şartı
3713 sayılı Kanun uyarınca hak talebinde bulunan kişinin bizzat terör eyleminin faili, iştirakçisi veya yardım edeni olmaması gerekir. Ayrıca, zararın meydana gelmesinde mağdurun kastı veya idareyi aldatmaya yönelik ağır bir kusuru tespit edilirse, mağdur bu kanunun sağladığı korumalardan yararlanamaz. Kanun, masum sivilleri, görevini ifa eden kamu görevlilerini ve vatan savunmasındaki güvenlik güçlerini korumayı hedefler.
5. Kanuni Süreler İçinde Başvuru Yapılması
Hak arama hürriyetinin kullanılmasında zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere riayet edilmesi mutlak bir şarttır. Yukarıda dava açma bölümlerinde de değindiğimiz üzere, idari kurumlara yapılacak başvuruların olayın öğrenilmesinden, tedavinin kesin olarak sonuçlanmasından veya kati raporun alınmasından itibaren yasal mevzuatta belirtilen süreler (İYUK uyarınca 1 yıl ve 5 yıllık süreler vb.) içerisinde yapılması gerekmektedir. Süresi geçirildikten sonra yapılan başvurular, idare tarafından "süre aşımı" gerekçesiyle esasa girilmeden reddedilebilir.
Türkiye´nin karmaşık ve dinamik idare hukuku yapısı içerisinde, 3713 sayılı Kanun uygulamaları teknik bilgi, titiz dokümantasyon ve hukuki strateji gerektiren meşakkatli süreçlerdir. Mağduriyetlerin tam ve eksiksiz olarak giderilmesi, bürokratik engellerin hukuka uygun şekilde aşılması ve hak kayıplarının yaşanmaması için sürecin başından sonuna kadar alanında uzman hukukçularla ilerlenmesi büyük önem arz eder.
Hukuki sürecinizi başlatmak, dosyalarınızı inceletmek veya 3713 sayılı Kanun kapsamındaki haklarınıza dair size özel ve detaylı bir yol haritası çizilmesi için bizimle iletişime geçmek ister misiniz? Ünsal Hukuk olarak, haklı mücadelenizde profesyonel hukuki desteğimizle her zaman yanınızdayız. Web sitemizin iletişim bölümü üzerinden dilediğiniz an hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.