Türkiye’de terörle mücadele kapsamında görev alırken yaralanan ancak mevcut hukuki düzenlemeler çerçevesinde "vazife malulü" sayılamayan güvenlik personelinin uzun yıllardır beklediği yasal düzenleme, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’na eklenen Geçici 20. madde ile hayata geçirilmiştir. 7594 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile mevzuatımıza giren bu kritik düzenleme, devletin terörle mücadele esnasında bedeni veya ruhi zarara uğramış vatan evlatlarına sunduğu sosyal ve maddi güvencelerin kapsamını genişletmektedir.
Kamuoyunda genellikle "malul sayılmayan gaziler yasası" olarak bilinen 3713 sayılı Kanun Geçici 20. madde, kanun koyucu tarafından belirlenen spesifik hukuki ve fiili şartları taşıyan, ilgili Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılamadığı için maluliyet haklarından mahrum kalan personeli kapsamaktadır. Bu madde, kapsama giren bireylere doğrudan "vazife malullüğü" (gazilik) statüsü vermese de, onlara bu statüye oldukça yaklaşan özel bir aylık bağlama, ücretsiz seyahat hakkı ve sağlık hizmetlerinde öncelik gibi çok önemli idari ve sosyal imkânlar tanımaktadır. Düzenlemenin ruhu, cephede veya operasyonel sahada ateşli silah mermi çekirdeği, şarapnel, mayın veya el yapımı patlayıcı (EYP) gibi terör unsurları nedeniyle yaralanan fakat yaralanma seviyesi ilgili sağlık kurullarınca belirli bir maluliyet derecesine (1 ila 6. derece arası) girmeyen personelin mağduriyetini gidermektir.
Geçici 20. madde kapsamında bağlanan aylık, 17.135 gösterge rakamının başvuru tarihinde veya ödeme döneminde geçerli olan devlet memuru aylık katsayısı ile çarpımı sonucu elde edilen tutar üzerinden SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu) tarafından ödenmektedir. Bu ödemenin en büyük avantajlarından biri, kişinin sivil hayatta başka bir işte sigortalı olarak çalışmasına veya kendi nam ve hesabına bağımsız bir faaliyet yürütmesine engel teşkil etmemesidir. Ayrıca bu aylık, başka bir emekli aylığı (örneğin yaşlılık aylığı) ile birlikte de alınabilmektedir. Dolayısıyla, kanun sadece bir defaya mahsus tazminat değil, ömür boyu sürecek kalıcı bir ekonomik koruma kalkanı oluşturmuştur. Sosyal devlet ilkesinin en net yansımalarından biri olan bu madde, terör mağduru personelin gündelik yaşamını kolaylaştırmak amacıyla, şehir içi ve şehirler arası kamu ulaşım araçlarından faydalanmaları için Ücretsiz Seyahat Kartı hakkını da beraberinde getirmiştir.
3713 Sayılı Kanun hakkında detaylı bilgi için “3713 Sayılı Kanunun Geçici 20. Maddesi Nedir?” başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.

Mevzuatın çizdiği çerçeveye göre, Geçici 20. maddeden yararlanabilecek olan personelin, terör olayının meydana geldiği tarihte kanunda ismen sayılan belirli kamu kurum ve kuruluşlarında veya güvenlik birimlerinde aktif görev yapıyor olması gerekmektedir. Hak sahipliğinin tespiti noktasında kişinin güncel mesleki statüsü değil, "olay tarihindeki mensubiyeti" dikkate alınır. Bu bağlamda kapsama giren personel grupları şunlardır:
Önemle vurgulamak gerekir ki; kişi olay tarihinde uzman erbaş olup sonradan sözleşmesini feshetmiş veya memuriyete geçmiş olabilir ya da askerlik hizmetini er olarak yaparken yaralanıp sivil hayata dönmüş olabilir. Kanun, kişinin mevcut mesleğine veya sivil olup olmadığına değil, terör eyleminin yaşandığı anki statüsüne bakar. Başvuruların da kişinin o dönem bağlı bulunduğu kurum (Örneğin olay tarihinde TSK mensubu ise Milli Savunma Bakanlığı, polis ise Emniyet Genel Müdürlüğü) üzerinden yürütülmesi yasal bir zorunluluktur.
Bir güvenlik personelinin 3713 sayılı Kanun'un Geçici 20. maddesiyle ihdas edilen bu yeni ve özel haktan yararlanabilmesi için mevzuatın öngördüğü maddi ve şekli şartların tamamını (kümülatif olarak) sağlaması gerekmektedir. Bu şartlardan birinin dahi eksik olması, başvurunun reddedilmesine yol açacaktır. Aranılan temel şartlar şunlardır:
1. Olayın Terör Eylemi veya Terörle Mücadele Kapsamında Olması:
Kanun, yaralanmanın kaynağını net bir şekilde "terörle mücadele görevinin ifası" ve "terör eylemleri" olarak sınırlandırmıştır. Yaralanma; ateşli silah mermi çekirdeği, şarapnel parçası, el yapımı patlayıcı (EYP), mayın, roketatar veya benzeri bir terör unsuru nedeniyle gerçekleşmiş olmalıdır. Görev esnasında gerçekleşse dahi terör saldırısı niteliği taşımayan olaylar kapsama alınmaz. Bu husus genellikle askeri ve adli olay tutanakları, operasyon raporları ve komutanlık değerlendirmeleri ile ispat edilir.
2. Yaralanmanın Ağırlık Derecesi:
Madde metni gereğince personelin yaralanmasının "basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek" ölçüde hafif bir yaralanma olmaması şarttır. Vücutta mermi çekirdeği kalması, belirli oranlarda fonksiyon kaybı yaşanması, kalıcı skar (iz) bulunması gibi durumlar genellikle basit tıbbi müdahalenin ötesine geçer. Kişinin bugün tamamen iyileşmiş veya hayatını sorunsuz idame ettiriyor olması, olay tarihindeki yaralanmasının ağır olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Geçmişe dönük tıbbi raporlar, epikriz dosyaları, kati hekim raporları bu şartın varlığını kanıtlayan en hayati belgelerdir.
3. Malul Sayılmama ve Derece Tespiti Yapılamama Durumu:
Bu maddenin varlık sebebi zaten malul sayılmayanları kapsamaktır. Başvuru sahibinin, Vazife Malullüklerinin Nevileriyle Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre 1'inci ile 6'ncı dereceler arasında bir vazife malullüğü derecesine girmemiş olması gerekir. Kişi eğer geçmişte SGK veya bağlı bulunduğu kuruma başvurmuş ve "maluliyet derecesi teşekkül etmemiştir" (derece tespiti yapılamamıştır) kararı almışsa, Geçici 20. madde için doğrudan potansiyel hak sahibidir.
4. Olayın Meydana Geldiği Tarih Şartı:
3713 sayılı kanunun Geçici 20. maddesi geriye dönük ve bir defaya mahsus uygulanacak bir "intibak ve telafi" düzenlemesidir. Düzenleme, kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 18 Ağustos 2026'dan önce meydana gelen terör olaylarını kapsamaktadır. Bu tarihten sonra yaşanacak yaralanmalar için bu madde kapsamında yeni bir başvuru yolu açık değildir. Kanun koyucu, geçmişte sistem boşluğu nedeniyle mağdur olmuş kesimi tek seferlik bir yasal şemsiye altına almıştır.
5. Hak Düşürücü Süre İçinde Başvuru Yapılması:
Kanun, başvurular için oldukça katı bir süre sınırı koymuştur. Hak sahiplerinin, Geçici 20. maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren tam 1 (bir) yıl içerisinde gerekli bilgi ve belgelerle birlikte olay tarihindeki kurumlarına yazılı idari başvurularını yapmaları emredilmektedir. Sürenin kaçırılması durumunda, telafisi mümkün olmayan kesin bir hak kaybı yaşanır. Başvurunun yapıldığı ayı takip eden aybaşından itibaren SGK aylığı bağlanmaya başlar. Kanun geçmişe dönük toplu bir birikmiş ödeme öngörmediği için, süresi içinde olsa bile başvurusunu geciktiren her personel, aylık bazında ekonomik kayıp yaşamaktadır.
Her ne kadar sosyal devlet ilkesi gereği pozitif ayrımcılık içeren bir yasa olsa da, kanunun sınırları net olarak çizilmiş ve uygulamanın istismar edilmemesi adına katı kurallar getirilmiştir. Bu doğrultuda Geçici 20. madde hükümlerinden yararlanamayacak olan kişi, durum ve eylemler şunlardır:
1. Terör Eylemi Dışındaki Sebeplerle Yaralananlar:
Güvenlik personeli operasyon bölgesinde olsa dahi, eğer yaralanma doğrudan bir terör saldırısı (çatışma, patlama, pusu) sonucu gerçekleşmemişse kanun kapsamı dışındadır. Örneğin; bir operasyona intikal ederken yaşanan standart bir trafik kazası, askeri eğitim ve tatbikat sırasında meydana gelen yaralanmalar, kazaen kendi veya arkadaşının silahının boşalması sonucu oluşan kurşun yaralanmaları, nöbet sırasında yüksekten düşme gibi olaylar, terör eylemi niteliği taşımadıklarından Geçici 20. madde kapsamında değerlendirilmezler.
2. Basit Tıbbi Müdahale İle Giderilebilen Yaralanmalar:
Kanun koyucu, "sıyrık", "çizik", "ufak doku zedelenmesi" gibi adli tıp kriterlerine göre "basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek" seviyede olan son derece hafif yaralanmaları aylık bağlama kapsamı dışında tutmuştur. Olay tutanağında yaralandığı belirtilse dahi, hastane epikriz raporunda yaralanmanın niteliğinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir boyutta olduğu kesinleşen kişiler bu maddeden aylık alamazlar.
3. Başvuru Süresini Kaçıranlar:
Maddenin yürürlüğe giriş tarihinden itibaren belirlenen 1 yıllık hak düşürücü süreyi geçiren güvenlik görevlileri. Hukukta hak düşürücü süre, zaman aşımı gibi durdurulamayan veya kesilemeyen mutlak bir süredir. Bu tarihten sonra yapılacak başvurular, idare tarafından esasa girilmeksizin doğrudan süre aşımı yönünden reddedilecektir.
4. Kanunun Yürürlüğünden Sonra Meydana Gelen Olaylar:
Yasa, açık ve net bir şekilde "bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olaylar hakkında" hükmünü içermektedir. Dolayısıyla yürürlük tarihinden (Ağustos/Eylül 2026) sonra meydana gelen terör olaylarında yaralanıp malul sayılamayan personeller, mevcut mevzuatın Geçici 20. maddesi üzerinden bir hak iddia edemezler. Yeni bir hukuki düzenleme yapılmadıkça bu kapı gelecekteki olaylar için kapalıdır.
5. Varisler (Dul, Yetim, Anne, Baba):
Mevzuat bu hakkı sıkı sıkıya kişiye bağlı, şahsi bir hak olarak tanımlamış ve "kendilerine" kelimesiyle çerçevelemiştir. Eğer terör olayında yaralanıp malul sayılmayan personel, yasa çıkmadan önce eceliyle veya başka bir sebeple hayatını kaybetmişse, personelin eşi, çocukları veya anne-babası onun adına Geçici 20. madde başvurusunda bulunamaz. Madde dul ve yetimlere aylık intikalini destekleyen bir mimaride kurgulanmamıştır.
6. Halihazırda Vazife Malullüğü Aylığı Alanlar veya Daha Üst Rejime Geçenler:
Kişi, malul sayılmadığı için Geçici 20. madde kapsamına girip bu özel aylığı almaya başlamış olabilir. Ancak ilerleyen yıllarda sağlık durumu ağırlaşır, yaralanmaya bağlı komplikasyonlar artar ve yeni bir sağlık kurulu raporu ile kendisine 1-6. dereceler arası "Vazife Malullüğü" teşhisi konursa sistem değişir. Bu üst rejime geçiş sağlandığında SGK, kişiye daha yüksek olan vazife malulü aylığını bağlar ve aynı anda çifte ödeme (mükerrerlik) olmaması adına Geçici 20. madde aylığını keser. Kişi her iki aylığı aynı yara/olay sebebiyle bir arada alamaz.
3713 sayılı Kanun Geçici 20. madde, devletin bekası için canını ortaya koymuş ancak bürokratik sağlık çizelgelerinin matematiksel sınırlarına takılarak mağdur olmuş kahraman güvenlik personelinin haklarını teslim eden hayati bir yasal reformdur. Şartları sağlayan hak sahiplerinin, bürokratik engellere ve telafisi imkânsız hak düşürücü sürelere takılmamak adına olay tarihi, güncel hastane kayıtları ve askerî/adli tutanaklarıyla birlikte hiç vakit kaybetmeden ilk bağlı bulundukları kuruma idari başvurularını gerçekleştirmeleri büyük önem arz etmektedir. Adli ve idari yargı yollarının açık olduğu bu süreçlerde, profesyonel hukuki adımların atılması, kişilerin haklarına en hızlı ve eksiksiz şekilde kavuşmasını garanti altına alacaktır.