0312 230 00 90
av.ebru.unsal@gmail.com

Ankara Uyuşturucu Kullanımı Nedeniyle Yakalanınca Ne Olur?7.9.2026

Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi kapsamında düzenlenen "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" suçu, adli makamlara intikal ettiğinde spesifik ve sıkı bir hukuki prosedür başlar. Emniyet birimleri tarafından gerçekleştirilen asayiş uygulamaları, yol çevirmeleri veya istihbari çalışmalar neticesinde uyuşturucu madde ile yakalanan şüpheliler, öncelikle ilgili karakola veya Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürülür. Bu aşamada şüphelinin üstünde, aracında veya eşyalarında ele geçirilen maddenin miktarı, türü ve bulunduruluş biçimi, sürecin kaderini belirleyen en temel unsurlardır.

Yakalanma anından itibaren şüphelinin kan, tükürük veya idrar örneklerinin alınması amacıyla Ankara'daki yetkili sağlık kuruluşlarına (genellikle AMATEM veya tam teşekküllü devlet hastaneleri) sevki sağlanır. Elde edilen madde, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı'na gönderilerek uzman raporu alınır. Bu rapor, ele geçirilen maddenin uyuşturucu veya uyarıcı nitelikte olup olmadığını ve kesin miktarını ortaya koyar. Soruşturma, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür.

Eğer şüphelinin eylemi, uyuşturucu madde ticareti (TCK md. 188) kapsamında değil de yalnızca "kişisel kullanım" boyutunda değerlendirilirse, savcılık makamı TCK 191/2 maddesi gereğince "Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi" (KDAE) kararı verir. Bu karar, şüphelinin beş yıl süreyle erteleme rejimine tabi tutulması anlamına gelir. Şüpheli, bu beş yıllık süre zarfında uyuşturucu madde kullanmamak, bulundurmamak ve kendisine yüklenen denetimli serbestlik yükümlülüklerine harfiyen uymak zorundadır. Erteleme kararı şüpheliye tebliğ edildikten sonra itiraz edilmemesi halinde kesinleşir ve infaz süreci için dosya Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne gönderilir. İlk kez yakalanan ve hakkında KDAE kararı verilen bir kişinin doğrudan cezaevine girmesi söz konusu değildir; sistem, kişiyi cezalandırmaktan ziyade tedavi etmeyi ve topluma kazandırmayı hedefler.

Ancak bu noktada şüphelilerin düştüğü en büyük yanılgı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bir beraat kararı olduğunu düşünmeleridir. Savcılık, şüpheliye esasen "Sana bir şans veriyorum, ilgili tedavi ve denetim programlarına katılırsan ve 5 yıl içinde tekrar bu suçu işlemezsen dosyanı tamamen kapatacağım" demektedir. Sürecin herhangi bir aşamasında kuralların ihlal edilmesi, doğrudan Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanma sürecinin başlamasına ve 2 ila 5 yıl arasında hapis cezası istemiyle iddianame düzenlenmesine yol açar.

Ceza hukuku kapsamında uyuşturucu bulundurma ve kullanma suçu ile ilgili detaylı bilgi almak “Uyuşturucu Madde Kullanımı Suçu ve Cezası” başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.

Uyuşturucu Kullanma Suçunda Tedavi ve Denetimli Serbestlik Süreci

Savcılık tarafından verilen erteleme kararı kesinleştikten sonra, şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğü, şüpheliye bir tebligat göndererek 10 gün içerisinde müdürlüğe başvurmasını ister. Bu 10 günlük yasal süre hayati öneme sahiptir; zira geçerli bir mazeret olmaksızın başvuru yapılmaması, doğrudan denetimli serbestliğin ihlali sayılır ve dosya savcılığa iade edilerek ceza davası açılır.

Denetimli Serbestlik ve Tedavi Aşamaları:

  • Vaka Değerlendirme ve Planlama: Şüpheli kuruma başvurduğunda, vaka sorumlusu tarafından bir risk değerlendirmesi yapılır. Kişinin bağımlılık düzeyi, sosyal durumu ve psikolojik profili çıkarılarak kişiye özel bir denetim planı hazırlanır.
  • Tedaviye Sevk (AMATEM Süreci): Eğer Cumhuriyet Savcısı kişi hakkında aynı zamanda tedavi tedbirine de hükmetmişse, şüpheli Ankara'da Sağlık Bakanlığı'na bağlı faaliyet gösteren AMATEM (Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi) birimlerine sevk edilir.
  • Planlı ve Sürpriz İdrar Testleri: Tedavi sürecinin en kritik aşamasıdır. Hastane, kişiye belirli periyotlarla randevu vererek idrar testi talep edebilir. Bunun yanı sıra, kişiden habersiz sürpriz testler de istenebilir. Bu testlerde uyuşturucu madde türevlerine rastlanmaması gerekir. Art arda üç temiz rapor (negatif) alınması, tıbbi tedavi sürecinin başarıyla tamamlandığını gösterir.
  • Bireysel ve Grup Görüşmeleri: Sadece tıbbi tedavi yeterli görülmez; kişi aynı zamanda denetimli serbestlik uzmanları, psikologlar ve sosyologlar eşliğinde yürütülen rehberlik ve öfke kontrolü, madde bağımlılığından kurtulma gibi seminer veya grup çalışmalarına katılmak zorundadır.

İhlal Sayılan Durumlar: Tedavi ve denetimli serbestlik sürecinin yapısı son derece katıdır ve "tolerans" mekanizması oldukça dardır. Sürecin ihlal edildiğinin kabulü için şu durumlardan birinin gerçekleşmesi yeterlidir:

  1. Kendisine yapılan tebligata rağmen 10 gün içinde Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne başvurmamak.
  2. Hastane sevklerine gitmemek, tahlil randevularını kaçırmak veya tahlil vermeyi reddetmek.
  3. Hastane tarafından yapılan idrar testlerinde kan veya idrar örneklerinde uyuşturucu madde kalıntılarına rastlanması (testin pozitif çıkması).
  4. Seminer, eğitim veya bireysel görüşme randevularına geçerli bir sağlık raporu olmaksızın arka arkaya iki kez katılmamak.

Eğer şüpheli, bir yıllık denetimli serbestlik (ve varsa tedavi) sürecini başarılı bir şekilde tamamlarsa, geriye sadece 5 yıllık erteleme süresinin dolmasını beklemek kalır. Bu 5 yıllık süreç içerisinde kişi yeniden uyuşturucu kullanır, satın alır veya bulundurursa, bu yeni eylem bağımsız bir suç oluşturmaz; doğrudan beş yıllık erteleme kararının ihlali sayılarak önceki dosyadan davanın açılmasına neden olur. Beş yıl sorunsuz geçirildiğinde ise savcılık makamı "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar" (KYOK - Takipsizlik Kararı) vererek dosyayı ebediyen kapatır.

Uyuşturucu Kullanma Suçunda Adli Sicil Kaydı

Hakkında uyuşturucu kullanma veya bulundurma suçundan işlem yapılan kişilerin en büyük endişelerinden biri, bu durumun e-Devlet üzerinden alınan sabıka kaydına (adli sicil kaydına) yansıyıp yansımayacağı ve profesyonel kariyerlerini, memuriyet girişlerini veya özel sektör iş başvurularını nasıl etkileyeceğidir. Bu noktada hukuki statülerin doğru ayrıştırılması gerekir.

Cumhuriyet Savcılığı tarafından verilen "Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi" kararı, bir mahkumiyet kararı değildir. Henüz ortada açılmış bir mahkeme davası veya verilmiş bir hapis/adli para cezası bulunmamaktadır. Bu nedenle, erteleme kararı standart adli sicil kaydında veya arşiv kaydında kesinlikle görünmez. Bir işveren, özel şirket veya kamu kurumu, adli sicil belgesi talep ettiğinde belge üzerinde "Adli Sicil Kaydı Yoktur" ve "Adli Sicil Arşiv Kaydı Yoktur" ibarelerini görecektir.

Ancak, verilen bu erteleme kararı tamamen silinip yok olmaz. Türk Ceza Kanunu ve Adli Sicil Kanunu yönetmelikleri gereğince, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları, sadece yetkili Cumhuriyet savcıları ve mahkeme hakimleri tarafından, ilgili kanunlarda gösterilen amaçlarla kullanılmak üzere görülebilen kendisine mahsus gizli bir sisteme (Özel Sicil) kaydedilir. Bu gizli kaydın tutulmasındaki temel amaç; şüphelinin 5 yıllık erteleme süresi içerisinde başka bir yerde uyuşturucu suçu işleyip işlemediğinin, yani erteleme şartlarını ihlal edip etmediğinin tespit edilebilmesidir. Beş yıllık süre uyuşturucu maddeye bulaşmadan başarıyla tamamlandığında ve savcılık Takipsizlik Kararı (KYOK) verdiğinde, bu özel sistemdeki kayıt da tamamen hukuki sonuçlarını yitirir.

Peki, sicile ne zaman işler? Eğer kişi denetimli serbestlik yükümlülüklerini ihlal eder, hastaneye gitmez veya 5 yıl içinde tekrar uyuşturucu maddeyle yakalanırsa, savcı asliye ceza mahkemesinde davayı açar. Mahkeme sonucunda kişi yargılanır ve suçlu bulunursa mahkumiyet hükmü kurulur. İşte ancak bu mahkumiyet hükmü kesinleştiğinde (istinaf/yargıtay aşamalarından geçtikten sonra) karar, Adli Sicil Kaydına resmi olarak işlenir. Bu durum memuriyete girişlerde (657 Sayılı Kanun md. 48) güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması aşamalarında ciddi engeller teşkil eder; zira uyuşturucu suçları yüz kızartıcı suç kategorisinde sayılmasa da, alınan hapis cezasının süresi ve niteliği nedeniyle kamu görevine atanmaya engel teşkil edebilmektedir. Mahkumiyet hükmü sicile işlendikten sonra ancak cezanın infaz edilmesi ve ilgili yasal sürelerin (arşiv kaydı silinme şartları) geçmesiyle adli sicilden silinmesi mahkemeden talep edilebilir.

Uyuşturucu Kullanımı Suçunda Avukatın Rolü

Uyuşturucu madde bağlantılı suçlar, Türk Ceza Hukuku'ndaki en teknik, ispat kuralları en katı ve cezai yaptırımları en ağır suç tiplerinin başında gelir. Ankara'da uyuşturucu bulundurma veya kullanma iddiasıyla yakalanan bir şüphelinin ilk anlardan itibaren alanında uzman bir Ankara ceza avukatı ile çalışması, kişinin hürriyeti ve geleceği açısından hayati bir hamledir. Ceza avukatının bu aşamadaki müdahalesi sadece adliyedeki evrak işlerini takip etmekten ibaret değildir; doğrudan hürriyeti bağlayıcı hukuki stratejiyi kurmaktır.

Kullanım vs. Ticaret Ayrımının Yapılması: Bir uyuşturucu dosyasındaki en büyük risk, savcılığın veya emniyet güçlerinin, ele geçirilen maddeyi "kullanmak için" değil, "satmak veya ticaretini yapmak için" bulundurulduğu yönünde değerlendirmesidir. TCK 191 (kullanma) suçu erteleme ve denetimli serbestlik gibi nispeten hafif yaptırımlarla geçiştirilebilirken, TCK 188 (uyuşturucu madde ticareti) suçu doğrudan Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılamayı gerektiren ve asgari 10 yıldan başlayan hapis cezaları öngören devasa bir suçtur. Avukat; ele geçirilen maddenin Yargıtay kriterlerine göre kişisel kullanım sınırları (örneğin esrar için yıllık belli bir gramaj, hassas terazi bulunup bulunmaması, maddelerin küçük paketçikler halinde ayrılıp ayrılmadığı, yakalanma şekli ve yeri) içerisinde olduğunu hukuki delillerle ortaya koyarak, müvekkilinin haksız yere TCK 188'den yargılanmasının ve tutuklanmasının önüne geçer.

Hukuka Aykırı Arama Kararlarına İtiraz: Ceza hukukunun temel prensibi olan "Zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir" kuralı gereği, hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller mahkumiyet kararına esas alınamaz. Polis veya jandarmanın, usulüne uygun bir hakimliğin "önleme araması" veya "adli arama" kararı olmaksızın, sadece şüphe üzerine kişinin üzerini, çantasını veya aracının kapalı bagajını arayarak bulduğu uyuşturucu madde hukuka aykırı delil niteliğindedir. Avukat, soruşturma dosyasındaki arama, el koyma, yakalama ve ifade tutanaklarını milimetrik bir incelemeden geçirerek; usulsüz arama itirazında bulunur ve ele geçirilen maddenin delil niteliğinden çıkarılarak şüpheli hakkında takipsizlik/beraat verilmesini sağlar.

İfade Sürecinin ve Dosyanın Yönetilmesi: İlk yakalanma anında karakolda verilen ifadeler, yargılamanın tüm seyrini belirler. Panik haliyle, kolluk kuvvetlerinin yönlendirmesiyle veya hukuki bilgisizlikle verilen ifadelerin ileride mahkeme aşamasında geri alınması (rükû) hakem heyetleri nezdinde genellikle inandırıcı bulunmaz. Avukat, müvekkilinin susma hakkını nerede kullanacağını, maddi gerçekliği hukuki bir çerçevede nasıl izah edeceğini kurgular.

Denetimli Serbestlik Hatalarına Müdahale: Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ve AMATEM sürecinde idari hatalar sıklıkla yaşanabilmektedir. Adrese ulaşmayan tebligatlar nedeniyle "kaçak" durumuna düşürülme, hastanedeki tahlil sonuçlarında yaşanan laboratuvar karışıklıkları, kişinin kullandığı yasal ve reçeteli depresyon/ağrı kesici ilaçların idrar testlerinde "uyuşturucu" (yalancı pozitif) olarak yansıması gibi durumlar, masum bir kişinin bir anda hapis cezasıyla karşı karşıya kalmasına neden olur. Avukat, bu hatalı idari işlemlere İnfaz Hakimliği nezdinde süresi içinde itiraz ederek tahlillerin yenilenmesini ve haksız yere dosyanın kapatılıp ceza davasına dönüşmesini engeller. Aktif, öngörülü ve agresif bir savunma mekanizması, kişinin yıllarca cezaevinde kalmasını veya sicilinin geri dönülmez şekilde kirlenmesini önleyen en temel güvencedir.

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler

Whatsapp