Vatan savunması, doğası gereği hem fiziksel hem de psikolojik olarak büyük zorluklar ve riskler barındıran kutsal bir görevdir. Askerlik hizmeti esnasında veya bu hizmetin bir sonucu olarak personelin sağlığını kaybetmesi, yaralanması veya kalıcı bir sakatlık yaşaması durumu, hukuki ve sosyal güvenlik boyutunda devletin güvencesi altındadır. Sosyal Güvenlik Hukukumuzda bu güvencenin tam karşılığı "Asker Vazife Malullüğü" olarak adlandırılmaktadır.
Asker vazife malullüğü, en temel ifadeyle; zorunlu askerlik hizmetini yerine getiren er ve erbaşlar ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesinde profesyonel olarak görev yapan personelin, görevlerini ifa ettikleri sırada veya görevleri nedeniyle ortaya çıkan bir kaza, hastalık ya da saldırı sonucunda meslekte kazanma gücünü (çalışma yeteneğini) belirli bir oranda kaybetmesi durumudur. Bu durum, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 47. maddesi kapsamında düzenlenmiş olup, mağduriyet yaşayan personele ve ailesine maddi, sosyal ve sağlık alanlarında çeşitli imkanlar (maaş bağlanması, ikramiye, istihdam hakkı, faizsiz konut kredisi vb.) sunulmasını sağlar.
Bu haktan yararlanabilecek kişilerin kapsamı yasalarla net bir şekilde çizilmiştir. Asker vazife malullüğünden yararlanabilecek olanlar genel olarak şunlardır:
Kısacası, devletin emri ve hiyerarşisi altında askeri bir görevi ifa ederken bedensel veya ruhsal bütünlüğü görevin etkisiyle zarara uğrayan tüm askeri personel, kanuni çerçevede asker vazife malulü sayılma hakkına sahiptir. Ancak bu hakkın elde edilebilmesi için yasaların aradığı çok spesifik şartların bir araya gelmesi gerekmektedir.
Konu ile yakından ilgili olarak "Polis Vazife Malullüğü Nedir? Kimler Yararlanabilir?" başlıklı makalemizi de inceleyebilirsiniz.

Bir askeri personelin yaşadığı sağlık sorununun hukuken "vazife malullüğü" olarak kabul edilebilmesi için 5510 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklerde belirtilen katı şartların eksiksiz olarak sağlanması gerekmektedir. Birçok başvuru, bu şartların doğru anlaşılamaması nedeniyle reddedilmektedir. Asker vazife malullüğü hakkının kazanılabilmesi için temel şartlar şunlardır:
1. "Askerliğe Elverişli Değiştir" (Çürük) Raporunun Alınması Vazife malullüğünün öncelikli ve en somut şartı, kişinin yaşadığı kaza veya hastalık neticesinde askeri hastanelerden (günümüzdeki adıyla Sağlık Bakanlığına devredilen yetkili tam teşekküllü devlet ve eğitim araştırma hastanelerinden) alınan bir sağlık kurulu raporudur. TSK, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği kapsamında yapılan muayene sonucunda, kişinin artık askerlik mesleğini icra edemeyeceğini belirten kesin işlemli "Askerliğe Elverişli Değildir" kararlı raporun alınmış olması zorunludur. Kişi eğer iyileşip görevine dönebiliyorsa, vazife malullüğü hükümleri uygulanmaz.
2. İlliyet Bağı (Nedensellik Bağı) Şartı Bu şart, vazife malullüğü davalarının ve başvurularının en kritik noktasıdır. İlliyet bağı, personelin yaşadığı sakatlık veya hastalığın, yaptığı askeri görevle doğrudan doğruya bir sebep-sonuç ilişkisi içinde olması demektir.
3. Maluliyet (İş Gücü Kaybı) Derecesi Alınan sağlık kurulu raporunda belirtilen rahatsızlığın, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlık Kurulu tarafından incelenerek personelin çalışma gücünü belirli bir oranda (genellikle en az %60 oranında veya kendi mesleğini yapamayacak derecede) kaybettiğinin onaylanması gerekir.
4. Kasıt ve Kusur Durumunun Olmaması (İstisnalar) Kanun koyucu, her sakatlanmayı vazife malullüğü saymamaktadır. Eğer personelin sakatlanması veya hastalanması kendi ağır kusurundan kaynaklanıyorsa başvuru kabul edilmez. Vazife malullüğünü engelleyen haller şunlardır:
Eğer olayda personelin kasıtlı bir eylemi yoksa, sadece basit bir dikkatsizliği veya tedbirsizliği söz konusuysa (örneğin kışlada merdivenden kayıp düşmek), bu durum yine de asker vazife malullüğü kapsamında değerlendirilir; çünkü personel o an devletin emri altında o kışlada bulunmak zorundadır.
Şartları taşıdığını düşünen veya yetkili hastanelerden "Askerliğe Elverişli Değildir" raporu alarak terhis edilen personelin, haklarına kavuşabilmesi için resmi bir başvuru süreci başlatması gerekmektedir. SGK, bu süreci kendiliğinden başlatmaz (şehitlik veya çok ağır yaralanma durumlarında birlik komutanlıklarının doğrudan evrak gönderdiği istisnai durumlar hariç). Başvuru süreci adım adım şu şekilde ilerler:
Adım 1: Gerekli Belgelerin Toplanması ve Hazırlanması Başvurunun hızlı ve olumlu sonuçlanabilmesi için askeri birlikten ve hastaneden temin edilecek belgelerin eksiksiz olması hayati önem taşır. Bu belgeler:
Adım 2: Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) Başvuru Hazırlanan dosya, elden veya iadeli taahhütlü posta/kargo yoluyla Ankara'da bulunan SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Daire Başkanlığı'na gönderilir. (Er ve erbaşlar bağlı bulundukları Askerlik Şubesi aracılığıyla da bu belgelerin gönderilmesini talep edebilirler, ancak süreci hızlandırmak adına şahsen avukat aracılığıyla SGK'ya başvuru yapılması daha yaygındır).
Adım 3: SGK Sağlık Kurulu'nun İncelemesi SGK'ya ulaşan dosya, kurum bünyesindeki Sağlık Kurulu'na sevk edilir. Kurul, evrakları inceler, olayın oluş şekli ile ortaya çıkan sakatlık arasında "illiyet bağı" olup olmadığına ve "Askerliğe Elverişli Değildir" kararının uygunluğuna bakar. Gerekirse Kurul, hak sahibinden ek belge veya farklı bir hakem hastaneden yeni bir kontrol muayenesi isteyebilir.
Adım 4: Karar ve Tebligat İnceleme sonucunda başvuru kabul edilirse, personelin maluliyet derecesi (1 ile 6 derece arasında) belirlenir ve kendisine vazife malullüğü aylığı bağlanarak diğer sosyal haklardan (kimlik kartı, ücretsiz seyahat, vs.) faydalanması için işlemler başlatılır. Ancak SGK başvuruyu reddederse, hukuki süreç başlar.
Kurumlar her zaman doğru veya hakkaniyetli kararlar vermeyebilir. SGK Sağlık Kurulu, "rahatsızlığın görevden kaynaklanmadığı (illiyet bağı yokluğu)", "hastalığın doğuştan (bünyesel) olduğu" veya "belgelerin yetersiz olduğu" gibi gerekçelerle vazife malullüğü başvurularını sıkça reddedebilmektedir. Böyle bir ret kararı tebliğ edildiğinde pes edilmemeli, hak arama süreci idari ve yasal yollarla devam ettirilmelidir.
Vazife malullüğü başvurusu reddedilen bir askeri personelin izlemesi gereken yol haritası şöyledir:
1. SGK Yüksek Sağlık Kuruluna İtiraz (İdari Yol) Ret kararının tebliğ edilmesinden itibaren itiraz hakkı doğar. Başvuruyu reddeden SGK Sağlık Kurulu'nun kararının yeniden incelenmesi için bir üst kurul olan SGK Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz dilekçesi verilebilir. Bu aşamada varsa yeni tıbbi belgeler, uzman görüşleri (mütalaalar) veya olayın illiyet bağını güçlendirecek yeni tanık/tutanak evrakları dosyaya eklenmelidir. Yüksek Sağlık Kurulu, itirazı inceleyerek ilk kararı kaldırabilir ve kişiyi vazife malulü sayabilir.
2. İdare Mahkemesinde "İptal Davası" Açılması (Yargı Yolu) Yüksek Sağlık Kuruluna yapılan itirazın da reddedilmesi (veya itiraz aşaması atlanarak doğrudan SGK'nın ilk ret işlemine karşı) durumunda hukuki süreç idari yargıda devam eder. Kişinin ret kararını tebliğ aldığı tarihten itibaren en geç 60 gün içerisinde, yetkili İdare Mahkemesinde "İdari İşlemin İptali" davası açması kanuni bir zorunluluktur. Bu 60 günlük süre hak düşürücü süredir; yani bu süre geçirildiğinde dava açma hakkı geri dönülemez şekilde kaybedilir.
Dava Sürecinde Yaşananlar ve Adli Tıp Kurumu Aşaması İdare mahkemesinde açılan iptal davasında, mahkeme sadece evrak üzerinden karar vermez. Hâkim, teknik ve tıbbi bir konu olan "illiyet bağı" ve "maluliyet durumu" hakkında uzman bir görüşe ihtiyaç duyar. Bu nedenle mahkeme dosyayı, Türkiye'deki en üst tıbbi bilirkişi mercii olan Adli Tıp Kurumu'na (ilgili ihtisas kuruluna) veya üniversite hastanelerinin ilgili kurullarına gönderir.
Adli Tıp Kurumu, askerin sağlık geçmişini, olay yeri tutanaklarını, askerliğe elverişli değildir raporunu ve mevcut tıbbi durumunu detaylıca inceler. Özellikle askerlik öncesi sağlıklı (sağlam) olarak askere alınan bir kişinin, terhis olurken veya askerlik esnasında sağlığını kaybetmesi durumunda "askerlik şartlarının bu hastalığı tetikleyip tetiklemediği" hususu bilirkişilerce değerlendirilir. Eğer Adli Tıp Kurumu, "rahatsızlığın askerlik görevinin sebep ve tesiri ile meydana geldiği" yönünde rapor verirse, İdare Mahkemesi SGK'nın ret işlemini iptal eder.
Avukatın Önemi ve Geçmişe Dönük Hakların Alınması Vazife malullüğü reddinin iptali davaları, hem İdare Hukuku hem Sosyal Güvenlik Hukuku hem de Askeri Hukuk terminolojisinin bir arada kullanıldığı son derece teknik ve karmaşık davalardır. Sürelerin kaçırılmaması, dilekçelerde illiyet bağının hukuki argümanlarla doğru temellendirilmesi ve Adli Tıp sürecinin titizlikle takip edilmesi için bu alanda uzman bir avukatla çalışmak büyük önem taşır.
Mahkemenin iptal kararı vermesi durumunda mağduriyet giderilir. SGK, mahkeme kararına uymak zorundadır. Kişi asker vazife malulü sayılır ve en önemlisi; başvuru yaptığı (veya raporu aldığı) ilk tarihten itibaren birikmiş tüm vazife malullüğü maaşları yasal faiziyle birlikte kendisine toplu olarak ödenir. Bu nedenle SGK'nın ret kararı bir son değil, haklılığın bağımsız mahkemelerce tescilleneceği hukuki sürecin sadece bir başlangıcıdır. Duygusal olarak yıpratıcı olan bu süreçte hukuki gerçeklere ve sürekliliğe sadık kalarak mücadele etmek, hakkın teslim alınmasındaki en kilit faktördür.