Vatani görevini yerine getiren er ve erbaşlar ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde profesyonel olarak görev yapan askeri personel, görevleri gereği doğası icabı pek çok riskle karşı karşıya kalmaktadır. Eğitim faaliyetleri, intikaller, operasyonlar veya günlük nöbet hizmetleri sırasında meydana gelebilecek kazalar ve yaralanmalar, akıllara sıklıkla askerlikte yaralanma vazife malullüğü sayılır mı sorusunu getirmektedir. Bu konu, hem yaralanan personelin hem de ailelerinin geleceğini doğrudan ilgilendiren, hukuki ve sosyal boyutları son derece geniş bir meseledir.
Vazife malullüğü, en temel ifadeyle, kamu görevlilerinin veya zorunlu askerlik hizmetini ifa edenlerin, görevlerini yaptıkları sırada veya görevlerinden dolayı uğradıkları kaza, yaralanma veya meslek hastalığı sonucu çalışma güçlerini belirli bir oranda kaybetmeleri durumudur. Ancak her yaralanma veya her kaza otomatik olarak vazife malullüğü statüsü kazandırmaz. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile ilgili diğer askeri mevzuatlar, bu durumun sınırlarını net bir şekilde çizmiştir.
Bir yaralanmanın vazife malullüğü kapsamında değerlendirilebilmesi için öncelikle "illiyet bağı" yani neden-sonuç ilişkisinin kurulması şarttır. Olayın mutlaka askeri görevin ifası sırasında, amirlerin verdiği emir ve talimatların yerine getirilmesi aşamasında veya TSK'nın sağladığı ulaşım araçlarıyla göreve gidiş gelişler esnasında meydana gelmiş olması gerekir. Örneğin; bir tatbikat sırasında silah kazası geçiren, nöbet tutarken yüksekten düşen veya askeri araçla intikal halindeyken trafik kazası geçirerek kalıcı bir sakatlık yaşayan personel, sağlık kurulundan alacağı "Askerliğe Elverişli Değildir" raporunun ardından Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından vazife malulü olarak değerlendirilebilir.
Ancak, kişinin kendi kastı, ağır kusuru, bilerek ve isteyerek kendine zarar vermesi (örneğin intihar girişimi) veya görevle hiçbir ilgisi olmayan şahsi işleri sırasında (örneğin çarşı izninde sivil bir kavgaya karışması) meydana gelen yaralanmalar vazife malullüğü kapsamı dışında tutulmaktadır. Dolayısıyla, askerlikte kaza geçirmek ve bunun sonucunda gazi ya da malul sayılmak, olayın oluş şekline, tutulan tutanaklara, şahit ifadelerine ve en önemlisi askeri hastaneler veya yetkilendirilmiş tam teşekküllü devlet hastanelerinden alınacak detaylı sağlık kurulu raporlarına bağlıdır.
Bu sürecin başlatılabilmesi için yaralanan personelin tedavisinin tamamlanması veya "kat'i işlem" görecek seviyeye gelmesi beklenir. Tedavi süreci bittikten sonra yetkili sağlık kurulları personelin sağlık durumunu inceler. Eğer personelin vücut fonksiyon kaybı, ilgili nizamnamelerde belirtilen oranların üzerindeyse ve kişi mevcut durumuyla askerlik mesleğini icra edemeyecek hale gelmişse, dosyası SGK Vazife Malullüğü Tespit Kurulu'na gönderilir. Kurul, olayın askeri hizmetin bir gereği olarak yaşanıp yaşanmadığını inceler ve nihai kararını verir. Reddedilme durumlarında ise idare mahkemelerinde dava açma hakkı her zaman saklıdır.
Şehit ve gazi hakları ile ilgili olarak “Asker Vazife Malullüğü Nedir? Kimler Yararlanabilir?” başlıklı makalemizi de inceleyebilirsiniz.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bel kemiğini oluşturan profesyonel kadrolar, özellikle terörle mücadele ve sınır ötesi harekatlarda en ön saflarda görev almaktadır. Bu noktada, zorunlu askerlik yapan er ve erbaşlardan farklı bir statüye sahip olan profesyonel personelin durumu sıkça araştırılmaktadır. Uzman çavuş ve sözleşmeli erler vazife malullüğünden yararlanabilir mi? sorusunun cevabı kesin ve net bir "Evet"tir.
Uzman erbaşlar (uzman çavuş ve uzman onbaşılar) 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'na, sözleşmeli erler ise 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'na tabidirler. Ancak sosyal güvenlik hakları ve maluliyet durumları söz konusu olduğunda, tıpkı subay ve astsubaylar gibi 5510 sayılı Kanun'un (ve eski memurlar için 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun) ilgili maddeleri kapsamında değerlendirilirler.
Bu profesyonel askerlerin vazife malullüğü haklarından yararlanabilmeleri için geçerli olan temel kural yine "görevle illiyet bağı"nın bulunmasıdır. Uzman çavuşlar veya sözleşmeli erler;
Burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir ayrım vardır: "Harp Malullüğü" ile "Vazife Malullüğü". Eğer uzman çavuş veya sözleşmeli er, doğrudan bir terör saldırısı, çatışma veya terör eylemi sonucu yaralanarak sakat kalırsa, bu durum 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında değerlendirilir ve kişi "Harp Malulü" (Gazi) statüsü alır. Harp malullüğünün sağladığı maaş, tazminat ve ek haklar, standart vazife malullüğüne göre çok daha geniş ve avantajlıdır.
Ancak olay bir terör eylemi değil de, örneğin kışla içerisinde nöbet değişimi sırasında yaşanan bir kaza, askeri aracın şarampole yuvarlanması veya tatbikat sırasında yaşanan bir yaralanma ise, bu durumda 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi kapsamında "Vazife Malullüğü" hükümleri işletilir.
Sözleşmeli erler için süreç bazen kafa karıştırıcı olabilmektedir. Sözleşmeli erin sözleşmesi, sağlık sorunları nedeniyle feshedilebilir. Eğer bu sağlık sorunu görevin bir sonucu olarak ortaya çıkmışsa, sözleşmenin feshedilmesi personelin hak kaybına uğrayacağı anlamına gelmez. Kurum tarafından sözleşmesi "sağlık yetersizliği" gerekçesiyle feshedilen ve bu durumu görevden kaynaklanan bir sözleşmeli er, derhal SGK'ya başvurusunu yaparak vazife malullüğü aylığı bağlanmasını talep etmelidir. İlgili kurullar, personelin yaralanmasının veya hastalığının mesleki sebeplerden kaynaklandığını onaylarsa, sözleşmeli er statüsüne bakılmaksızın maluliyet maaşına ve ilgili haklara kavuşur.
Uzman çavuşlar ve sözleşmeli erler, mesleklerini icra ederken karşılaştıkları ve kendi ağır kusurları olmayan her türlü göreve bağlı kaza ve yaralanmada vazife malullüğü şemsiyesi altındadır. Bu hak, anayasal bir güvence olup idarenin veya komutanlığın inisiyatifinde değildir; kanuni şartlar oluştuğunda yasal bir zorunluluktur.
Vazife malulü sayılan Türk Silahlı Kuvvetleri personeli (subay, astsubay, uzman erbaş, sözleşmeli er, er ve erbaşlar), devlet tarafından maddi açıdan desteklenmek ve hayat standartlarını korumak amacıyla çeşitli finansal ve yasal haklarla donatılmıştır. TSK personelinin vazife malüllüğü hakları nelerdir sorusunun mali boyutunu incelediğimizde, karşımıza detaylı bir maaş, ikramiye ve tazminat tablosu çıkmaktadır.
1. Vazife Malullüğü Aylığı (Emekli Maaşı): Vazife malulü olan personele bağlanan en temel hak, ömür boyu sürecek olan vazife malullüğü aylığıdır. Bu aylığın miktarı; personelin rütbesine, görev süresine, eğitim durumuna ve en önemlisi "Maluliyet Derecesi"ne göre değişiklik gösterir. SGK, personelin sağlık kurulu raporundaki iş gücü kaybı oranına bakarak 1. Derece (en ağır) ile 6. Derece (en hafif) arasında bir maluliyet derecesi belirler. Derece ne kadar yüksekse (1'e ne kadar yakınsa), bağlanacak maaş tutarı da o kadar yüksek olur. Er ve erbaşlar için de asgari bir gösterge rakamı üzerinden, hiçbir prim ödememiş olsalar dahi devlet tarafından bu aylık bağlanır.
2. Nakdi Tazminat: 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında, görev sırasında yaralanan ve malul kalan personele olayın niteliğine ve yaralanmanın derecesine göre bir defaya mahsus olmak üzere nakdi tazminat ödenir. Bu tazminat, personelin yaşayacağı maddi sarsıntıyı hafifletmek amacıyla verilir ve rütbe ayrımı gözetmeksizin, oluşan hasarın tıbbi karşılığına göre hesaplanarak doğrudan personelin hesabına yatırılır.
3. Emekli İkramiyesi: Eğer vazife malulü olan personel rütbeli bir askerse (subay, astsubay, uzman çavuş vb.) ve Emekli Sandığı'na veya SGK 4/1-c kapsamına tabi olarak belirli bir süre hizmet etmişse, malulen emekliye sevk edildiği tarihte, hizmet yılına karşılık gelen emekli ikramiyesini de peşin ve toplu olarak alır.
4. Bakım Ücreti ve Ek Ödemeler: Eğer personel, başkasının yardımı ve bakımı olmadan hayatını devam ettiremeyecek derecede ağır bir maluliyete (örneğin felç, iki uzvun kaybı, ağır beyin hasarı vb.) uğramışsa, kendisine bağlanan vazife malullüğü aylığına ek olarak aylık "Bakım Ücreti" de ödenir. Ayrıca, her yıl devlet tarafından belirlenen oranlarda tütün ve alkol fonundan gelen ek ödemeler (tütün ikramiyesi) de malullerin hesaplarına yıllık olarak yatırılmaktadır.
5. Maluliyet Farkının Giderilmesi: Personelin çalışırken aldığı aktif görev maaşı ile malulen emekli olduğunda alacağı maaş arasında doğacak büyük uçurumları engellemek adına mevzuatta çeşitli dengeleyici unsurlar bulunur. Özellikle terörle mücadele sırasında malul olanlar (harp malulleri) aktif emsallerinin aldığı maaşa çok yakın veya ona denk bir maaş alırken, standart vazife malullerinde bu oran kişinin hizmet süresine göre hesaplanarak mağduriyet en aza indirilmeye çalışılır.
Mali hakların yanı sıra, devlet vazife malullerinin sosyal hayata entegrasyonunu sağlamak, yaşam kalitelerini yükseltmek ve onlara minnetini göstermek amacıyla çok geniş kapsamlı sosyal ve idari haklar da sunmaktadır. TSK personelinin vazife malullüğü hakları nelerdir sorusunun sosyal boyutları, personelin ve ailesinin günlük hayatını doğrudan kolaylaştıran unsurları içerir.
1. Kamuda İstihdam (İş) Hakkı: Vazife malullerinin en önemli sosyal haklarından biri kamuda istihdam hakkıdır. 3713 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuatlar gereği, vazife malullerinin kendilerine, eğer kendileri çalışamayacak durumdalarsa veya hayatlarını kaybetmişlerse eş veya çocuklarına, o da yoksa kardeşlerine devlet dairelerinde memur veya işçi olarak atanma hakkı verilir. Bu hak, ailenin ekonomik bütünlüğünü korumak için son derece kritik bir güvencedir.
2. Sağlık Hizmetlerinden Ücretsiz Yararlanma: Vazife malulleri, SGK kapsamında sağlık hizmetlerinden yararlanırken, kendilerinden herhangi bir katılım payı veya ilave ücret alınmaz. Devlet ve üniversite hastanelerinin yanı sıra, özel hastanelerde de maluliyetlerine sebep olan rahatsızlıklarıyla ilgili tedavilerde öncelik ve ücretsiz hizmet hakları vardır. Ortez, protez, tekerlekli sandalye veya diğer tıbbi medikal malzemelerin bedelleri, lüks veya ithal ayrımı yapılmaksızın SGK tarafından en üst limitlerden karşılanır. Özellikle uzuv kaybı yaşayan personelin kullandığı biyonik protezlerin maliyetleri devletin güvencesi altındadır.
3. Faizsiz Konut Kredisi Desteği: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (TOKİ işbirliğiyle) ve SGK aracılığıyla, vazife malulü personelin ev sahibi olabilmesi için Toplu Konut Fonu'ndan "Faizsiz Konut Kredisi" tahsis edilir. Bu kredi, her yıl güncellenen limitler dahilinde verilir ve geri ödemesi malulün maaşından çok cüzi miktarlarda, faiz işletilmeksizin uzun yıllara yayılarak kesilir.
4. Ücretsiz Seyahat ve Ulaşım Hakları: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından verilen "Ücretsiz Seyahat Kartı" sayesinde vazife malulleri; şehir içi belediye otobüsleri, metro, tramvay, metrobüs gibi toplu taşıma araçlarından, TCDD'nin anahat ve hızlı trenlerinden ve deniz yollarının şehir içi hatlarından ömür boyu ücretsiz olarak faydalanırlar.
5. Eğitim ve Burs Destekleri: Vazife malulü personelin çocukları, eğitim hayatları boyunca devletin özel koruması altındadır. İlköğretimden yükseköğrenim (üniversite) sonuna kadar KYK (Kredi ve Yurtlar Kurumu) burslarından öncelikli ve karşılıksız olarak faydalanırlar. Ayrıca KYK yurtlarına yerleştirmelerde kuraya tabi tutulmaksızın doğrudan kayıt hakları bulunur. Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel okullarda da belirli kontenjanlar dahilinde ücretsiz veya indirimli okuma imkanlarına sahiptirler.
6. Fatura İndirimleri ve Vergi Muafiyetleri: Vazife malulleri ikamet ettikleri evlerdeki elektrik ve su faturalarında, ilgili kurumların ve belediyelerin belirlediği oranlarda (genellikle %40 ila %50 arasında değişen) indirim haklarına sahiptirler. Ayrıca, maluliyet dereceleri %90 ve üzerinde olanlar veya bizzat taşıt kullanmak amacıyla özel tertibatlı araç alacak olan maluller, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) muafiyetinden yararlanarak sıfır kilometre otomobil satın alabilirler.
Türk Silahlı Kuvvetleri çatısı altında görev yaparken bedenini ve sağlığını vatan için feda eden personel, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından kapsamlı bir yasal zırh ile korunmaktadır. Askerlikte kaza sonucu yaşanan yaralanmaların vazife malullüğü sayılması süreci titiz bir hukuki ve tıbbi inceleme gerektirse de, sürecin olumlu sonuçlanması halinde personele sağlanan bu mali ve sosyal haklar, onların ve ailelerinin onurlu bir şekilde hayatlarına devam edebilmeleri için hayati öneme sahiptir. Reddedilen başvurularda ise konusunda uzman idare hukuku avukatları vasıtasıyla idari yargıya başvurmak, hak arama hürriyetinin en temel parçasıdır.