0312 230 00 90
av.ebru.unsal@gmail.com

Avrasya Tüneli İhlalli Geçiş Davası Emsal Karar18.3.2024

Avrasya Tüneli İhlalli Geçiş Davası Emsal Karar detayları Ünsal Hukuk sitesinde siz değerli ziyaretçilerimiz ile paylaşılmıştır. Merak ettikleriniz için profesyonel hukuki desteği bizden alabilirsiniz.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1802
KARAR NO : 2020/247
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/730 Esas
KARAR NO : 2020/166
KARAR TARİHİ: 17/03/2020
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 11/11/2020
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu´nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,


GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin işletmesi altında bulunan Avrasya Tüneli´nden davalıya ait 15 ayrı araçla 56 defa ihlalli geçiş yaptırıldığını davalının, kullanım ücretini ödemediğini, bedeli ödenmeyen geçiş ücretleri ve bu ücretlere ait yasal cezaların tahsili amacıyla davalı aleyhinde İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü´nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının haksız itirazının iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin yerleşim yerinin bağlı bulunduğu icra dairesinin İstanbul İcra Daireleri olduğundan iş bu davanın esasa girilmeden reddi gerektiğini, müvekkilinin yıllardır araç kiralama işi ile uğraştığını, davaya konu araçların uzun dönem kiralama sözleşmeleri ile kiralandığını, KTK´ya göre aracının işletenine kişilere/şirketlere ait olduğunu, araçların işleteni müvekkili olmadığından husumet itirazında bulunduklarını, davacının kötüniyetli olarak hizmet verdiği araç sürücülerini tuzağa düşürdüğünü, devletin verdiği HGS/OGS hizmeti ile davacının vermiş olduğu HGS/OGS hizmeti sistem olarak aynı olmasına rağmen davacının sisteminde problem olduğunu, devletin vermiş olduğu aynı hizmette cihazınızda para bulunmaması halinde 15 günlük süre içerisinde bu kaçak geçişi ödeyebildiğini, ancak davacının vermiş olduğu hizmette kaçak geçip geçmediğini anlamanın mümkün olmadığını, sistem arızasının da araç sürücüsüne yükletilmesi haksızlık olduğunu, davacının ihtarname gönderdiğini beyan etse de müvekkiline gönderilen ihbara ilişkin belgenin bulunmadığını, davacı tarafından talep edilen faize, icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, öncelikle mahkemenin yetki itirazları doğrultusunda davanın usulden reddine, iş bu haksız ve kötüniyetli açılan davanın tümden reddine, davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle takip başlatılmış olup, bu husus sözkonusu alacağı hem “aranacak” borç niteliğine sokup hem de ticari ilişki iki tarafa borç yüklediğinden, uyuşmazlığın çözümünde “genel yetki” kuralının işletilmesi gerekeceği, ...6.maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme davalının şirket merkezi mahkemesi olup, davalının icra müdürlüğüne yapmış olduğu yetki itirazında belirtmiş olduğu adres Beşiktaş/ İstanbul adresi olduğundan bu doğrultuda takibe yetkili icra müdürlüğü İstanbul(Çağlayan) İcra Müdürlükleri olduğu, huzurdaki davaya konu icra takibi ise İstanbul Anadolu İcra Müdürlüklerinde başlatıldığı, nitekim icra dosyasının tetkikinde alacaklı vekili tarafından 15.01.2020 tarihinde, yetki itirazı bulunulduğundan bahisle icra dosyasının yetkili İstanbul(Çağlayan) İcra Müdürlüklerine gönderilmesinin talep edildiği, sonuç olarak genel yetki kuralları gereği takibin, İstanbul(Çağlayan) İcra dairelerinde yapılması gerekirken Anadolu İcra Müdürlüklerinde başlatıldığı, bu durumda icra takibinin yetkili yer icra dairesinde yapılmayarak itirazın iptaline dair dava şartının yerine getirilmemiş olduğu kanaatine varılarak 6100 sayılı yasanın 114/2 maddesinde düzenlenen yasal düzenleme de göz önünde bulundurularak aynı yasanın 115. Maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davalı, maliki olduğu/işlettiği araçlar ile Avrasya Tünelinden geçiş ücretini ödemeksizin geçiş yaptığını, bu sebeple davalı yan ilgili sözleşmeden doğan yükümlülüğünü ifa etmediğini, dolayısıyla işbu davanın konusu, davalının müvekkil şirkete borçlandığı geçiş ücreti ve ceza tutarı olup, bu borç para borcunu ihtiva ettiğini, müvekkil şirketin davalıya başlattığı icra takibinin konusu para borcu olduğu için, icra takibinde yetkili icra dairesi müvekkil şirketin merkezinin bağlı olduğu icra daireleri olduğunu, para borçlarının ifa yerinin, aksine anlaşma olmadığı takdirde alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerine yapılacağı emredici kanun hükmü gereği ilgili para borcu götürülecek borç olup ifa yeri alacaklının yerleşim yeri olduğunu, dolayısıyla müvekkil şirketin merkezi İstanbul-Üsküdar olduğu için uyuşmazlık konusu takibe bakmaya İstanbul Anadolu İcra Daireleri yetkili olduğundan müvekkil şirketin başlattığı icra takibinin geçerli olduğu açık olup mahkemenin verdiği yetkisizlik kararının ortadan kaldırmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, işletmesi davacıya ait Avrasya Tüneli´nin kullanılmasından kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde davacı tarafından davalı aleyhine, ihlalli geçişe dayalı, 4.864,10 TL asıl alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu şirket vekili, yasal süre içerisinde, hem borca hem de yetkili icra dairesi İstanbul İcra Müdürlüğü olduğunu belirterek icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiği, davacının ise, İİK 67. madde gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, icra dairesinin yetkili olup olmadığına ilişkindir. 2004 sayılı İİK.nun 50. maddesinde yetki düzenlenmiştir. Düzenlemede, para ve teminat borcu için takip hususunda usul kanununun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile tatbik olunacağı belirtilmiştir. Takip ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 6. maddesinde genel yetkili mahkeme düzenlenmiş ve genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu ifade edilmiştir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak ve takip başlatmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Somut olayda, işletmesi davacıya ait Avrasya Tünelinin kullanılmasından kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takipte; yetkili icra dairesi İİK´nın 50. maddesinin yollamasıyla HMK´nun 6 maddesi uyarınca davalının yerleşim yerinin bulunduğu İstanbul İcra Daireleri, TBK´nın 89. Maddesi uyarınca davacının yerleşim yerinin bulunduğu İstanbul Anadolu İcra Daireleri ile taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğu gözetilerek HMK 10. Madesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin bulunduğu icra dairesidir. Sözleşmenin ifa yeri de davacının hizmet aldığı Avrasya Tüneli´nin bulunduğu yargı çevresidir. Bu itibarla davacı, seçimlik haklarından TBK´nın 89. Maddesi uyarınca kendi yerleşim yerinin bulunduğu Üsküdar İlçesinin yargı alanındaki İstanbul Anadolu İcra Dairesinde usulüne uygun takip başlattığından davalının icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazı yerinde değildir.Her ne kadar bazı yerel mahkeme kararlarında ve farklı doktrin görüşlerde 6098 Sayılı TBK´nun 89.maddesinde yer alan para borçlarında ifa yerine ilişkin kuralın, konusu alacaklının borçluya verdiği bir miktar paranın iadesi talebini içeren karz sözleşmesinden doğan borçlarda geçerli olacağını belirtmiş ise de; taraflar arasında işletmesi davacıya ait Avrasya Tüneli´nin kullanılması hususunda sözleşme ilişkisi kurulmuş olup davaya konu alacak da taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden doğmaktadır. Davanın temelini oluşturan icra takibinin dayanağı taraflarca inkar edilmeyen akdi ilişkiden kaynaklanan verilen hizmetin parasal karşılığı olup, dava bu niteliği itibariyle bir miktar para alacağına ilişkindir. Diğer bir ifade ile davacının sözleşme kapsamında vermiş olduğu hizmet karşılığında davacının borcu, para borcudur. TBK 89/1 maddesi uyarınca borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Bu sebeple , Türk Borçlar Kanunu’nun 89/1 maddesinde getirilen düzenlemenin sadece karz (ödünç) akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğu yönündeki değerlendirme yerinde değildir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 25/04/2018 tarih 2017-19-902 Esas 2018/973 Karar sayılı ilamında bu husus " HMK’daki yetki kuralları ilâmsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. HMK´ nın 6. maddesine göre ilâmsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı fatura konusu edilen malların teslim edildiği hâlde bedelinin ödenmediğini belirterek iddia ettiği alacağı için takip başlatmıştır. Davalıya ilâmsız icra takibine dayanak Örnek: 7 Ödeme Emri gönderilmiştir. İlâmsız icra takibi yalnız para alacakları için geçerli olacağından, davanın dayanağı icra takibinin de para alacağına ilişkin olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki akdi ilişki inkâr edilmemiş olup, dosya kapsamına göre sözleşmenin ifa edileceği yer de açıkça belirlenmediğinden davacı, yerleşim yeri olan icra dairesinde de takip yapabilecektir. Bu nedenle mahkemece, Özel Daire bozma kararında belirtildiği gibi işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmelidir.Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde her alacağın sonuçta bir para ödemesine dayanabileceği, Borçlar Kanunu’nun 73/1. maddesinde getirilen düzenlemenin sadece karz (ödünç) akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulünün gerektiği, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda bu maddeye göre yetkili mahkeme ve icra müdürlüğünün tayini hâlinde; para borçlarıyla ilgi tüm ihtilâfların davacının ikametgâhında takibe ve davaya konu olması sonucunu doğuracağı, HMK ve İİK’da yer alan yetki ile ilgili kuralların da ihlal edilmiş olacağı, alacak talebinin konusunun teslim edilmiş mal olduğundan direnme kararının yerinde olduğu yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, bu görüş açıklanan gerekçelerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. " şeklinde ifade edilmiştir.Açıklanan nedenlerle, mahkemenin işin esasına girerek bir karar vermesi gerekirken, yetkili icra dairesinde takip yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine kararı verilmesi hatalı olduğundan HMK´nın 353/1.a.4 bendi uyarınca sair itirazlar incelenmeksizin davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun Kabulü İle İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/730 E. 2020/166 K. 17/03/2020 tarihli kararının HMK´nun 353/1.a.4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Başvuru tarihinde yürürlükte bulunan harçlar yasası uyarınca alınması gereken 148,60 TL harcın HAZİNEYE irat kaydına,4-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde İADESİNE,5-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.6 ve 362/1-c bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/11/2020

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler

  • Ölümlü Trafik Kazası Tazminat Davası
    Ölüm halini içeren trafik kazalarına neden olan kişilerin hukuksal yönden yükümlülükleri ortaya çıkacaktır. Vefat eden kişilerin mirasçıların bu süre zarfında farklı davalar açma hakkı doğmaktadır.
  • Antalya Hangi Hallerde Değer Kaybı Alınamaz?
    Trafik kazası veya farklı bir sebep ile meydana gelen araç hasarları sonrasında sürücülerin değer kaybıyla karşılaşması oldukça büyük bir ihtimaldir.
  • Ankara Trafik Kazası Tazminat Davası
    Her yıl binlerce insanın hayatını kaybettiği ya da yaralandığı birçok trafik kazası ile karşılaşılmaktadır. Bu kazaların birçoğunda can kaybı ve yaralanmaların yanı sıra ciddi anlamda maddi hasarlar da oluşmaktadır.
Whatsapp