0312 230 00 90
av.ebru.unsal@gmail.com

Görevde Yaralanan Polis, Asker, Jandarma Vazife Malulü Sayılır mı?8.5.2026

Ülkemizin güvenliğini ve asayişini sağlamakla görevli olan polis, asker ve jandarma personeli, mesleklerinin doğası gereği her gün yüksek risk altında görev yapmaktadırlar. Gerek terörle mücadele operasyonlarında gerekse günlük asayiş görevleri veya zorlu eğitim faaliyetleri sırasında yaşanan kazalar ve yaralanmalar, personelin hayatında kalıcı izler bırakabilmektedir. Bu noktada akıllara gelen en temel soru, görev sırasında yaralanan bir güvenlik gücü mensubunun hukuki olarak hangi haklara sahip olduğu ve vazife malulü sayılıp sayılamayacağıdır.

Türk sosyal güvenlik hukuku ve idare hukuku kapsamında, kamu görevlilerinin görevlerini ifa ederken uğradıkları zararların tazmini ve geleceklerinin güvence altına alınması amacıyla "vazife malullüğü" kurumu ihdas edilmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 47. maddesi ve mülga 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca, polis, asker ve jandarma personelinin görevde yaralanması durumunda vazife malulü sayılabilmesi için temel şart, yaralanma veya sakatlanma ile ifa edilen görev arasında kesin bir illiyet bağının (nedensellik bağının) bulunmasıdır.

Vazife Malullüğü Şartları ve İlliyet Bağı Kavramı

Bir polis, asker veya jandarmanın vazife malulü olabilmesi için yaralanmanın veya rahatsızlığın şu durumlardan birinden kaynaklanması gerekmektedir:

  • İştirakçilerin (sigortalıların) vazifelerini yaptıkları sırada meydana gelmesi,
  • Vazifeleri dışında idarece görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden kaynaklanması,
  • Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ortaya çıkması,
  • İdarece sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında meydana gelmesi.

Örneğin; bir jandarma personelinin intikal sırasında bindiği zırhlı aracın kaza yapması sonucu yaralanması, bir polis memurunun şüpheli kovalarken düşerek kalıcı bir sakatlık geçirmesi veya bir askerin tatbikat sırasında mühimmat patlaması sonucu uzvunu kaybetmesi, tereddütsüz bir şekilde vazife malullüğü kapsamına girer. Bu durumlarda olayın görev esnasında ve görevin getirdiği riskler sebebiyle yaşandığı açıktır.

Ancak illiyet bağının tespiti her zaman bu kadar şeffaf olmayabilir. Özellikle meslek hastalığı kapsamına girebilecek durumlar, uzun süreli fiziki yıpranmalar veya kışla/karakol içerisinde istirahat saatlerinde yaşanan ancak yine de hizmetin doğasıyla bağlantılı olan kazalarda idare ile personel arasında hukuki ihtilaflar doğabilmektedir. Hukuk sistemimiz ve Danıştay kararları, güvenlik güçlerinin maruz kaldığı riskleri göz önünde bulundurarak, illiyet bağının geniş yorumlanması gerektiğine hükmetmektedir. Görev yeri ve koşullarının dolaylı olarak yarattığı riskler sonucu meydana gelen fiziki bütünlük kayıpları da idari yargı kararlarıyla vazife malullüğü kapsamına alınabilmektedir.

Sonuç olarak; görevinin ifası sırasında, görevinin bir sonucu olarak veya idarenin sorumluluk alanında meydana gelen bir olay neticesinde sağlığını kaybeden polis, asker ve jandarma personeli, yasal şartları sağlaması ve yetkili sağlık kurullarından gerekli raporları alması durumunda vazife malulü olarak kabul edilir ve görev malullüğü haklarından (maluliyet maaşı, ikramiye, istihdam hakkı, faizsiz konut kredisi vb.) faydalanır.

Ayrıca şehit ve gazi hakları kapsamında “Vazife Malullüğü Davası Nasıl Açılır?” başlıklı makalemizi de inceleyebilirsiniz.

Psikolojik Rahatsızlıklar Vazife Malullüğü Kapsamına Girer mi?

Toplumda ve hatta güvenlik güçleri personeli arasında en çok yanlış bilinen konulardan biri, vazife malullüğünün sadece gözle görülür fiziksel yaralanmalar (uzuv kaybı, kurşun yarası, kırıklar vb.) neticesinde hak edilebileceği yanılgısıdır. Oysa ki insan sağlığı bir bütündür ve ruh sağlığı da fiziksel sağlık kadar hayati öneme sahiptir. Özellikle silahlı kuvvetler ve emniyet teşkilatı mensupları, meslekleri gereği çatışma, ölüm, patlama, ağır kaza gibi insan psikolojisinde derin travmalar yaratabilecek olaylara sıklıkla maruz kalmaktadırlar. Bu nedenle, psikolojik rahatsızlıklar da kesinlikle vazife malullüğü kapsamına girmektedir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Görev İlişkisi

Polis, asker ve jandarmalarda en sık rastlanan ve vazife malullüğüne temel teşkil eden psikolojik rahatsızlık Travma Sonrası Stres Bozukluğu'dur (TSSB). Çatışma ortamında silah arkadaşlarını kaybetme, ağır bir terör saldırısından sağ kurtulma, intihar vakalarına müdahale etme veya uzun süreli yoğun stres altındaki operasyonel görevler, personelin ruh sağlığında kalıcı ve tedavi edilemez hasarlar bırakabilir. Depresyon, anksiyete bozuklukları, uyum bozuklukları ve şizofreni gibi diğer ağır psikiyatrik tabloların görev sırasındaki olaylar tarafından tetiklendiği tıbben ispatlandığında, personel malulen emeklilik hakkı kazanır.

Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre; güvenlik görevlilerinin icra ettikleri görevin niteliği, tehlikesi ve ağırlığı ile bu görevin kişi üzerinde yarattığı psikolojik tahribat arasında illiyet bağı kurulabildiği durumlarda, psikiyatrik rahatsızlıklar fiziksel yaralanmalarla eşdeğer tutulmalı ve kişiye vazife malullüğü hakları tanınmalıdır.

Psikolojik Malullükte İspat ve Tıbbi Süreç

Psikolojik rahatsızlıkların vazife malullüğü sayılmasında en kritik aşama, illiyet bağının ispatıdır. Fiziksel bir yaralanmada kurşun giriş çıkış izi veya kaza tutanağı durumu netleştirirken, psikolojik bir yıkımın göreve bağlı olduğunu kanıtlamak daha detaylı bir süreci gerektirir. Bu noktada şu hususlar hayati önem taşır:

  • Olay Tutanakları: Travmaya sebep olan olayın (çatışma, saldırı, vb.) resmi tutanakları.
  • Görev Kayıtları: Personelin o dönemde zorlu veya yüksek riskli bölgelerde görev yaptığını gösterir belgeler.
  • Tıbbi Geçmiş: Olaydan hemen sonra veya bir süre sonra başlayan psikiyatri muayene kayıtları, ilaç raporları ve hastane yatış evrakları.
  • Sağlık Kurulu Raporu: Tam teşekküllü yetkili bir devlet veya üniversite hastanesinden alınacak, rahatsızlığın görevin sebep ve tesiriyle meydana geldiğini belirten, SGK'nın kabul edeceği formattaki sağlık kurulu raporu.

Birçok personel, mesleki kariyerinin zarar göreceği veya toplumda "damgalanacağı" endişesiyle psikolojik yardım almayı reddetmekte, bu da ilerleyen yıllarda hak arama sürecini zorlaştırmaktadır. Oysa ki olayla rahatsızlık arasındaki zaman dilimi uzadıkça SGK'nın (Sosyal Güvenlik Kurumu) illiyet bağını reddetme ihtimali artar. Bu sebeple, travmatik olaylar sonrasında profesyonel destek almak ve bunu kayıt altına aldırmak, gelecekteki vazife malullüğü başvuruları için en önemli hukuki zeminlerden birini oluşturur.

Vazife Malullüğü İçin Yüzde Kaç Rapor Gerekir?

Vazife malullüğü şartları araştırılırken internette en sık karşılaşılan hatalı bilgi, tıpkı sivil vatandaşların engellilik durumlarında veya adi malullükte olduğu gibi "en az %60 iş gücü kaybı oranına sahip bir sağlık kurulu raporu" gerektiği inancıdır. Polis, asker ve jandarma gibi özel statülü kamu görevlileri için vazife malullüğünde tek bir "yüzde (%)" sınırı aranmaz; durum kendi özel yönetmeliklerine göre değerlendirilir.

Sivil sigortalılar için 5510 sayılı kanuna göre malullük şartı çalışma gücünün en az %60'ını kaybetmiş olmakken, güvenlik güçlerinde belirleyici olan unsur personelin "kendi sınıfında görev yapıp yapamayacağıdır."

TSK, Jandarma ve Sahil Güvenlik ile Emniyet Teşkilatı Yönetmelikleri

Asker ve jandarma personeli için Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği geçerlidir. Polisler için ise Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği uygulanır.

Bir güvenlik mensubunun vazife malulü sayılabilmesi için yetkili hastanelerden alacağı sağlık kurulu raporunda yüzdeden ziyade şu ifadelerden birinin yer alması ve bu durumun SGK Sağlık Kurulu tarafından onaylanması gerekir:

  • Asker/Jandarma için: "TSK'da Görev Yapamaz", "Sınıfı Görevini Yapamaz", "Barışta Görev Yapamaz, Savaşta Görev Yapar" gibi kesin kararlar.
  • Polisler için: Yönetmelikte belirtilen sağlık dilimlerinden "D Dilimi" veya "E Dilimi" raporu alarak "Emniyet Hizmetleri Sınıfında Çalışamaz" kararının verilmesi. (C dilimi genellikle aktif operasyonel görev dışı sivil memurluk/GİH sınıfı için değerlendirilirken, görevden kaynaklı ağır bir C dilimi durumu da malullük tartışmasına konu olabilir).

Maluliyet Dereceleri ve Maaş Etkisi

Vazife malulü olduğuna karar verilen personelin durumu, %60 gibi bir barajla değil, 1'den 6'ya kadar olan Maluliyet Dereceleri ile sınıflandırılır. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlık Kurulu, personelin rahatsızlığının şiddetine, günlük ihtiyaçlarını başkasının yardımı olmadan karşılayıp karşılayamayacağına ve iş gücü kaybının boyutuna bakarak bir derece belirler.

  • 1. Derece: En ağır maluliyet durumudur (örneğin; gözlerin tamamen görmemesi, iki uzvun kaybı, yatağa bağımlılık). Bakıma muhtaçlık söz konusudur ve bağlanacak vazife malullüğü maaşı en yüksek seviyededir.
  • 6. Derece: Vazife malullüğünün kabul edildiği en hafif derecedir. Personel mesleğini icra edemez durumdadır ancak günlük yaşamını kendi başına sürdürebilir.

Dolayısıyla, "yüzde kaç rapor gerekir?" sorusunun güvenlik güçleri için doğru cevabı bir oran değil; rahatsızlığın, mevcut sağlık yönetmeliklerine göre kişinin mesleğini (silahlı, üniformalı, operasyonel görevleri) yapmasına kesin olarak engel teşkil edecek boyutta olmasıdır. Bu tespitten sonra SGK, rahatsızlığın ağırlığına göre 1 ile 6 arasında bir derece tayin ederek mali hakları şekillendirir.

Vazife Malullüğü Hakkınızı Nasıl Geri Alırsınız?

Görevde yaralanan, sakatlanan veya mesleki yıpranma sonucu ağır hastalıklara yakalanan birçok personel, kurumları aracılığıyla SGK'ya yaptıkları vazife malullüğü başvurularının reddedilmesi şokuyla karşılaşmaktadır. SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, özellikle illiyet bağının zayıf görüldüğü, olay üzerinden uzun yıllar geçtiği veya rahatsızlığın genetik/bünyesel faktörlere bağlandığı dosyalarda "Red Kararı" (vazife malulü sayılamayacağı yönünde karar) verebilmektedir. Ancak bu idari karar yolun sonu değildir; hukuki yollarla hakkınızı geri almanız ve adaleti tesis etmeniz mümkündür.

Reddedilen bir vazife malullüğü dosyasında hakkınızı aramak ve geri almak için izlemeniz gereken hukuki adımlar ve stratejiler şunlardır:

1. SGK Yüksek Sağlık Kuruluna İtiraz

İlk derece SGK Sağlık Kurulunun verdiği olumsuz karara karşı, kararın tebliğinden itibaren yasal süreler içerisinde SGK Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz etme hakkınız bulunmaktadır. Bu itiraz aşamasında, ilk dosyada eksik olan tıbbi belgeleri, yeni alınan heyet raporlarını veya durumu destekleyici uzman görüşlerini dosyaya eklemek büyük önem taşır. Yüksek Sağlık Kurulu dosyayı yeniden tıbbi olarak inceler.

2. İdare Mahkemesinde İptal Davası Açılması (Hukuki Süreç)

Eğer SGK Yüksek Sağlık Kurulundan da ret cevabı alırsanız veya idare itirazınıza yasal süresi içinde cevap vermeyerek zımni ret kararı oluşturursa, hakkınızı idari yargıda aramanız gerekir. Kararın size tebliğ edildiği (veya zımni ret süresinin dolduğu) tarihten itibaren 60 gün içerisinde yetkili İdare Mahkemesinde SGK'ya karşı "İşlemin İptali" davası açılmalıdır. Bu dava, vazife malullüğü davası olarak bilinir.

İdare mahkemesi sürecinde dikkat edilmesi gereken kritik unsurlar şunlardır:

  • Adli Tıp Kurumu Raporu: Mahkeme genellikle SGK'nın kararı ile sizin iddialarınız arasındaki çelişkiyi gidermek için dosyayı Adli Tıp Kurumuna veya üniversitelerin ilgili anabilim dallarından oluşturulacak bir bilirkişi heyetine gönderir. Burada çıkacak "rahatsızlığın görevin sebep ve tesiriyle oluştuğu" yönündeki bir rapor, davayı kazanmanızın anahtarıdır.
  • Delillerin Sunumu: Olay yeri inceleme tutanakları, tanık ifadeleri, sıralı amirlerin görüş yazıları, ilk müdahale epikriz raporları ve askeri/emniyet görevlendirme emirleri mahkemeye eksiksiz sunulmalıdır.
  • Uzman Hukuki Destek: Vazife malullüğü davaları, hem tıbbi terminoloji hem de karmaşık idare/sosyal güvenlik mevzuatı barındırdığından oldukça spesifik davalardır. Sürecin usul ve esastan reddedilmemesi için askeri idari yargı veya SGK mevzuatına hâkim bir idare hukuku avukatından destek almak telafisi güç hak kayıplarını önleyecektir.

3. Mevcut Derecenin Yükseltilmesi (İntibak ve İlerleme)

Vazife malullüğü hakkınızı aldınız ancak sağlık durumunuz yıllar içinde kötüye gitti diyelim. Örneğin 5. derece vazife malulü olarak emekli oldunuz fakat yaralandığınız bölgedeki hasar artarak sizi yatağa bağımlı hale getirdi. Bu durumda hakkınızı genişletmek için SGK'ya başvurarak maluliyet derecesinin intibakını (yükseltilmesini) talep edebilirsiniz. Kurumun bunu reddetmesi durumunda yine aynı silsile ile idari dava yolu açıktır.

Devletin, görev uğruna sağlığını kaybeden evlatlarına karşı olan sorumluluğu Anayasa ile güvence altına alınmıştır. SGK'nın ilk aşamada verdiği ret kararları kesin ve değişmez değildir. Doğru tıbbi deliller, eksiksiz bir dosya hazırlığı ve zamanında başlatılacak idari dava süreci ile iptal kararı alınarak, geçmişe dönük tüm maaş birikimleriniz, tazminatlarınız ve gazilik haklarınız yasal faizleriyle birlikte geri alınabilir. Hak arama hürriyeti kapsamında pes etmemek ve adalet kurumlarına başvurmak, mağduriyetlerin giderilmesi için en sağlam yoldur.

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler

  • Ordu Araç Değer Kaybı Hesaplama
    Trafik kazaları, tüm araç sahiplerinin en çok çekindiği konular içerisinde yer alır. Her ne kadar trafik kurallarına tam anlamıyla uyuyor olsanız bile karşı taraftaki diğer sürücüler nedeniyle aracınızın zarar görme olasılığı bulunur.
  • İşçi Alacaklarında Zaman Aşımı Süreci
    İşçi alacakları için zaman aşımı süresi, işçinin alacaklarını talep etme hakkını koruyan bir düzenlemedir.
  • Kayseri Hasar Değer Kaybı Alan Avukat
    Trafik kazalarının ardından başta büyük ölçekli olmak üzere hasarların tamamı, resmî yollar ile kayıt altına alınır. Bu durum hasar değer kaybı olarak, araçların satışına yansır.
Whatsapp