0312 230 00 90
av.ebru.unsal@gmail.com

İş Göremez Sigortalı Hakkında Yargıtay?dan Emsal Nitelikte Bozma Kararı11.6.2025

Ankara´daki Ünsal Hukuk Bürosu´nun web sitesinde İş Göremez Sigortalı Hakkında Yargıtay Kararı detaylarına erişebilir konu hakkında sizlerde bilgi sahibi olabilirsiniz.

10. Hukuk Dairesi         2012/18573 E.  ,  2012/20307 K.


"İçtihat Metni"


Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No :2490-436



Davacı, iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma gelen sigortalıya yapılan yardımlar nedeniyle uğranılan Kurum zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davalı işverene ait işyerinde çalışan sigortalının, desandrede yol bakım çalışması esnasında, zeminin eğimli ve kaygan olması nedeniyle düşerek yaralanması ile sonuçlanan iş kazasının meydana geldiği; maden mühendisi bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 12.08.2007 tarihli bilirkişi raporunda; iş kazasında işverenin %30, sigortalının %30 oranında kusurlu olduğunun, kazanın oluşumuna %40 oranında kötü tesadüf ve kaçınılmazlığın etken olduğunun belirtildiği, bozma sonrası alınan 18.01.2012 tarihli üç akademisyen bilirkişi tarafından hazırlanan raporda ise; iş kazasında, işverenin kusursuz, sigortalının %50 oranında kusurlu olduğunun, kazanın oluşumuna %50 oranında kötü tesadüf ve kaçınılmazlığın etken olduğunun belirtildiği, mahkemece, anılan rapora dayanılarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de, bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir.

506 sayılı Kanunun 26. maddesinde düzenlenmiş bulunan rücu davaları, sigortalının alacağından bağımsız, kanundan doğan basit rücu hakkına dayalı olup; anılan Yasal düzenleme çerçevesinde kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi hükmü doğrultusunda raporda tartışılması gerekir. İşverenin tamamen kusursuz kabul edilebilmesi için, anılan madde gereğince, işyerindeki işçilerin sağlığı ve iş güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü tedbiri alması, uygun çalışma ortamı hazırlaması, araçları noksansız bulundurması, işçileri etkin bir biçimde denetlemesi, gözetlemesi, bütün yükümlülüklerini özenle yerine getirmesi gerekir. Kaçınılmazlıktan ise, işveren tarafından tüm bu önlemler alındığı ve kazalı da bu önlemlere uyduğu halde kaza meydana gelmişse söz edilebilecektir. “Kaçınılmazlık, sosyal sigortalar uygulamasında, hukuksal ve teknik anlamda, olayın meydana geldiği tarihte geçerli olan bilimsel ve teknik tüm önlemlere rağmen zararın meydana geldiği ve önlenemediği durumları anlatan bir kavram…”(Prof.Dr. A. Can ..., Kurumun işverene Rücuu-Olayda Kaçınılmazlık Durumu, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 4, s. 185) olup; bu halin kabulünün koşulu, “…vuku bulan olaya karşı koyulmazlık hali ve her türlü tedbirin alınmasına rağmen gerçekleşmesi önlenemeyen ve objektif bir kaçınılmazlık durumunun söz konusu olmasıdır. Umulmadık bir hal kaçınılmazlık olarak nitelenemeyecektir. Ummamak, ummayı düşünmemek ve zarar verici olay ile karşılaşmak, kaçınılmazlık olarak değerlendirilemez.” (Prof.Dr. Berin Engin, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu İşverene Rücuya Nasıl Bakıyor?, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 4, s. 139)
“Anayasanın 17. maddesinde “yaşama hakkı” güvence altına alınmış, bu yasal güvencenin yaşama geçirilmesinde, iş ve sosyal güvenlik mevzuatında da işçilerin korunması, işin düzenlenmesi, iş güvenliği, sosyal düzen ve adaletin sağlanması düşüncesi ile koruyucu bir takım hükümler getirilmiştir.

Kamu düzeni düşüncesi ile oluşturulan işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuat hükümleri; işyerleri ve eklerinde bulunması gereken sağlık şartlarını, kullanılacak alet, makineler ve hammaddeler yüzünden çıkabilecek hastalıklara engel olarak alınacak tedbirleri, aynı şekilde işyerinde iş kazalarını önlemek üzere bulundurulması gerekli araçların ve alınacak güvenlik tedbirlerinin neler olduğunu belirtmektedir. Burada amaçlanan, yapılmakta olan iş nedeniyle işçinin vücut tamlığı ve yaşama hakkının önündeki tüm engellerin giderilmesidir.
Uygulamada önemli olan, işverenin iş kazasına neden olmuş hareketinin işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığının tespiti işidir.
Bu konuda yapılacak ilk yargı işlemi, mevcut hükümlere göre alınacak tedbirlerin neler olduğunun tespiti işidir. Mevzuat hükümlerince öngörülmemiş, fakat alınması gerekli başkaca bir tedbir varsa, bunların dahi tespiti zorunluluğu açıktır. Bunların işverence tam olarak alınıp alınmadığı (işverenin koruma tedbiri alma ödevi), alınmamışsa zararın bundan doğup doğmadığı, duruma işçinin tedbirlere uymamasının etkili bulunup bulunmadığı (işçinin tedbirlere uyma yükümlülüğü) ve bu doğrultuda tarafların kusur oranı saptanacaktır.
Sorumluluğun saptanmasında kural, sorumluluğu gerektiren ve yasada belirlenmiş bulunan durumun kendi özelliğini göz önünde bulundurmak ve araştırmayı bu özelliğe göre yürütmektir.
İşçi sağlığı, iş güvenliği ve yapılmakta olan iş nedeniyle işçinin eğitimi, bir kısım mevzuat hükümlerini içerir belgelerin kendilerine verilmesini değil, eylemli olarak, bu bilgilerin aktarımı ve öneminin kavratılması ile sağlanabilir. Eğitimden sonraki aşama ise, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili önlemlerin alındığının ve uygulandığının denetlenmesidir.

İşverenlerce, iş güvenliği açısından hayati öneme haiz bulunan araç ve gereçlerin anılan kazalı tarafından kullanılması sağlandığında, kazalanma olasılığının tamamen ortadan kaldırılabileceği yadsınamaz bir gerçektir...”(YHGK 16.06.2004 t., 2004/21-365 E., 2004/369 K.)
Hal böyle olunca, Kurumun açtığı iş bu rücu davasında, hükme esas alınan 18.01.2012 tarihli kusur raporu, yukarıda açıklanan prensiplere uygun olmadığından, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece yapılacak iş, iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan, yukarıda sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında yapılacak incelemeyle; %30 eğime sahip olan nemli yolda, bakım çalışmaları esnasında, sigortalıların kayarak düşme olasılıklarının her zaman mevcut olması karşısında, işverence bu kaza riskinin ortadan kaldırılması için ne gibi tedbirlerin alındığı, sigortalılara kaymayı engelleyici ayakkabı ve benzeri teçhizatın verilip verilmediği, mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalının uyup uymadığı yönlerinin yargısal denetime elverir biçimde irdelendiği çelişkiden uzak rapor alınıp irdelenerek, ilk kararda davalı işverenin %30 oranında kusurlu kabul edilmesi ve Dairemizce davalı işverenin bu yöndeki temyiz taleplerinin ret edilmesi karşısında, davalı işveren yönünden davacı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumu da gözetilerek, sonucuna göre hüküm kurmaktan ibarettir
Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.11.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler

  • Görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret Yargıtay Kararı
    Görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret Yargıtay Kararı konulu bu içeriği sitemizden inceleyebilir ve benzeri durumlarda Ünsal Hukuk Bürosu avukatlarına hemen danışabilirsiniz.
  • Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz Emsal Karar
    Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz Emsal Karar içeriğine hemen ulaşabilir ve anında sizlerde bu konu ile alakalı bilgi alabilirsiniz, sitemizde karar yer almaktadır.
  • Kıdem ve İhbar Tazminatı Aynı Şey mi?
    Kıdem tazminatı, işçinin çalıştığı her yıl için hak ettiği ve işten ayrılması durumunda aldığı bir ödemedir. İhbar tazminatı ise, iş sözleşmesinin feshi sırasında belirli bir süre önceden bildirim yapılmadığı takdirde ödenmesi gereken bir tazminattır.
Whatsapp