Çalışma hayatında en istenmeyen durumların başında gelen iş kazaları, hem çalışanlar hem de işverenler için hukuki, maddi ve manevi boyutları olan zorlu süreçlerdir. Bir olayın yasal olarak "iş kazası" sayılabilmesi için 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda belirtilen şartları taşıması gerekmektedir. İşçinin işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülen bir iş dolayısıyla veya görevli olarak başka bir yere gönderildiğinde meydana gelen, çalışanı bedenen veya ruhen engelli hâle getiren olaylar bu kapsama girer. Peki, böyle talihsiz bir durumla karşılaşıldığında iş kazası sonrası yapılması gerekenler nelerdir? Bu sürecin doğru yönetilmesi, işçi haklarının korunması ve olası hak kayıplarının önüne geçilmesi adına hayati önem taşır.
İş kazası meydana geldiği anda atılması gereken ilk ve en kritik adım, kazazedenin sağlık durumunun güvence altına alınmasıdır. Olay yerine derhal ilk yardım ekipleri çağrılmalı ve tıbbi müdahale sağlanmalıdır. Sağlık ekipleri beklenirken, kaza mahallinin güvenliği sağlanarak ikincil kazaların veya delillerin karartılmasının önüne geçilmelidir.
Kaza anı ve sonrasında yapılması gereken yasal ve pratik işlemler şu şekilde sıralanabilir:
İş kazası sonrasında atılan her adımın yazılı bir belgeye dayanması, gelecekte açılabilecek tazminat davalarında işçinin elini güçlendiren en temel unsurdur. Kusur oranlarının belirlenmesi, işçinin ne kadar süreyle iş göremez kalacağı ve işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini ne ölçüde aldığı tamamen bu ilk aşamada toplanan verilere göre şekillenir.

İş kazası yaşandıktan sonra sürecin resmiyet kazanması ve hukuki yolların açılabilmesi için iş kazası raporu temin edilmesi zorunludur. İş kazası raporu, olayın gerçekleşme biçimini, işçinin maruz kaldığı bedensel veya ruhsal zararı ve bu zararın işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle oluştuğunu kanıtlayan resmi evraklar bütünüdür.
İş kazası raporunu alma süreci ve dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:
1. Hastanede Adli Vaka Kaydı Oluşturulması:
Kaza geçiren işçi hastaneye ulaştığında, tedavisini yapan hekime mutlaka olayın işyerinde ve çalışırken gerçekleştiğini söylemelidir. Doktor, bu beyan üzerine "Adli Vaka" formu düzenler ve olayı polis noktasına bildirir. Hastane tarafından hazırlanan ve işçinin yaralanma derecesini, tedavisini ve istirahat süresini içeren epikriz (hasta çıkış özeti) ve iş göremezlik belgesi, resmi iş kazası raporunun en önemli ilk parçasıdır. Bu rapor e-Nabız ve SGK sistemine otomatik olarak düşer, ancak işçinin fiziki bir kopyasını kendisi veya avukatı aracılığıyla alması tavsiye edilir.
2. İşyeri Kaza Tutanağının Hazırlanması:
Hastaneden alınan tıbbi raporun yanı sıra, işyerinde hazırlanan "İş Kazası Tespit Tutanağı" da sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu tutanak;
İşçi, bilinci açıksa bu tutanağı okumadan ve içeriğinin doğruluğundan emin olmadan kesinlikle imzalamamalıdır. Gerçeğe aykırı düzenlenen tutanaklar, ileride mağduriyet yaratabilir.
3. SGK Müfettiş İncelemesi ve Olayın İş Kazası Olarak Onaylanması:
Hastaneden alınan iş göremezlik raporu ve işverenin SGK'ya yaptığı bildirimin ardından, Sosyal Güvenlik Kurumu duruma müdahil olur. Ağır yaralanmalı, uzuv kayıplı veya ölümlü iş kazalarında SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'nca görevlendirilen müfettişler olayı incelemek üzere soruşturma başlatır. Müfettiş, işyerinde incelemeler yapar, kamera kayıtlarını izler, tanıkları dinler ve işverenin İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) kurallarına uyup uymadığını denetler. Tüm bu sürecin sonunda müfettiş bir "İnceleme Raporu" hazırlar. Bu rapor, olayın %100 iş kazası olup olmadığını tescilleyen nihai belgedir.
4. Maluliyet (Sürekli İş Göremezlik) Raporu Alınması:
İşçinin tedavisi tamamlandıktan sonra, kaza nedeniyle vücudunda kalıcı bir hasar veya uzuv kaybı oluşmuşsa, sürekli iş göremezlik (maluliyet) oranının tespiti için SGK tarafından yetkilendirilmiş tam teşekküllü devlet veya üniversite hastanelerinin sağlık kurullarına sevk edilmesi gerekir. Kuruldan çıkacak olan oran (örneğin %10 ve üzeri bir meslekte kazanma gücü kaybı), işçinin SGK'dan ömür boyu maaş alıp alamayacağını ve mahkemede talep edilecek maddi tazminatın miktarını doğrudan belirler.
İş kazası geçiren bir çalışanın veya vefat durumunda geride kalan yakınlarının, işverenin ihmali ve kusuru neticesinde uğradıkları zararları telafi etmek amacıyla talep edebilecekleri yasal haklara iş kazası tazminatı denir. Türk Borçlar Kanunu ve İş Kanunu hükümleri çerçevesinde mağdurlar, hem maddi hem de manevi yönden haklarını arayabilirler.
Maddi ve manevi tazminat davasının temelinde "kusur oranı" ve "maluliyet oranı" yatar. İşveren, kaza riskini ortadan kaldırmak için teknolojinin ve bilimin gerektirdiği tüm iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almakla, işçileri eğitmekle ve denetlemekle yükümlüdür. İşverenin bu yükümlülükleri ihlal etmesi onun kusurunu oluşturur.
|
Tazminat Türü |
Kapsamı ve Amacı |
Hesaplanma Kriterleri |
|---|---|---|
|
Maddi Tazminat |
İşçinin kaza nedeniyle uğradığı her türlü finansal zararın (tedavi masrafları, kazanç kaybı) karşılanmasıdır. |
İşçinin net maaşı, yaşı, maluliyet (sakatlık) oranı, işverenin kusur oranı ve aktif çalışma süresi dikkate alınır. |
|
Manevi Tazminat |
Kaza sonucu yaşanan acı, ıstırap, psikolojik çöküntü ve yaşam sevincinin kaybını bir nebze olsun hafifletmek için ödenen bedeldir. |
Kazanın ağırlığı, uzuv kaybının bedende yarattığı etki, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, hakkaniyet ilkesi baz alınır. |
Maddi Tazminat Kalemleri Nelerdir?
Manevi Tazminat Hakkı:
Manevi tazminat, somut bir matematiksel formüle dayanmaz; hakimin takdir yetkisine bağlıdır. Vücut bütünlüğü bozulan işçinin yaşadığı travma, psikolojik yıkım ve toplum içine çıkarken hissettiği eksiklik duygusu manevi tazminatın gerekçesidir. İşçi hayattaysa manevi tazminatı kendisi ister. Ancak kaza ağır bedensel zarar (örneğin felç, ağır yanık) veya ölüm ile sonuçlanmışsa; işçinin eşi, çocukları, anne-babası ve hatta kardeşleri dahi yaşadıkları ağır sarsıntı nedeniyle işverene karşı manevi tazminat davası açabilirler.
Önemli Not: İş kazalarına bağlı tazminat davalarında zamanaşımı süresi genel olarak kazanın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıldır. Ancak ceza davasını gerektiren daha uzun bir zamanaşımı süresi varsa, uzamış ceza zamanaşımı da uygulanabilir. Sürelerin kaçırılmaması, hak kaybı yaşanmaması adına kritik öneme sahiptir.
Ayrıca iş kazası ile yakından ilgili olarak “İş Kazası Tazminatı Nasıl Alınır? Detaylı Rehber” başlıklı makalemizi de inceleyebilirsiniz.
İş kazalarından kaynaklanan süreçler; İş Hukuku, Borçlar Hukuku, Sosyal Güvenlik Hukuku ve Ceza Hukuku'nun kesişim noktasında yer alan son derece teknik, karmaşık ve çok aktörlü (İşveren, SGK, Alt İşveren/Taşeron) davalardır. Bu nedenle sürecin başından sonuna kadar, alanında uzman bir iş kazası davası avukatı ile çalışmak, adil bir tazminatın alınabilmesi ve hakların eksiksiz savunulabilmesi için elzemdir.
Bir İş Kazası Avukatının Sürece Katkıları Nelerdir?
Dava Süreci Ne Kadar Sürer?
İş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davaları İş Mahkemelerinde görülür. Davanın süresi; olayın büyüklüğüne, SGK tahkikatının (müfettiş incelemesi) tamamlanıp tamamlanmadığına, maluliyet oranının kesinleşmesine ve kaç kez bilirkişi incelemesi yapılacağına bağlı olarak değişiklik gösterir. Ortalama bir iş kazası davası, yerel mahkeme ve İstinaf/Yargıtay (kanun yolu) aşamalarıyla birlikte 2 ila 4 yıl arasında sürebilmektedir. Bu uzun ve yıpratıcı yolda, tecrübeli bir işçi avukatının sağladığı profesyonel destek, sürecin pürüzsüz ilerlemesi ve davanın mağdur lehine en yüksek faydayla sonuçlanması için vazgeçilmez bir unsurdur. İşçilerin kaza anından itibaren hiçbir belgeye, özellikle "bütün haklarımı aldım, şikayetçi değilim" gibi ibareler taşıyan ibranamelere avukatlarına danışmadan imza atmamaları kendi yararlarına olacaktır.