0312 230 00 90
av.ebru.unsal@gmail.com

Terörle Mücadele Operasyonu Sonrası Tazminat25.2.2026

Terörle Mücadele Operasyonu Sonrası Tazminat (Konut Sigortası Poliçesinden Kaynaklanan) konusnu içeren bu içeriği hemen inceleyerek bilgi sahibi olun.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/741
KARAR NO: 2024/781
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/429
KARAR NO: 2020/396
KARAR TARİHİ: 23/09/2020
DAVA: Tazminat (Konut Sigortası Poliçesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/05/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu´nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketçe müvekkilinin ikamet ettiği "... Sok. ... Mah. ... Sok. No; ... Merkez/Şırnak" adresinde bulunan konutunun 10/03/2016 tarihinde ... Paket Sigorta Poliçesi ile güvence altına alındığını, güvenlik güçlerince yapılan terörle mücadele operasyonları kapsamında konutun içerisinde bulunan eşyalarla birlikte tamamen zayi olduğunu, sigorta poliçesi kapsamında eşya zararının davalı şirketten talep edildiğini ancak zararın giderilmediğini, belirterek, davanın kabulüyle, HMK 107 md. fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL´nin zarar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH Davacı vekili 04/03/2020 ıslah dilekçesi ile; davaya konu eşyaların değeri 50.000,00 TL´den daha yüksekte ise de poliçe değeri 50.000,00 TL sınırı olduğu için, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davayı şimdilik 49.000,00 TL olarak ıslah ettiklerini beyanla, ıslah talebinin kabulüne, ıslah tarihi itibari ile en yüksek banka faizinin uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dürüstlük kuralı ve bilgi verme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, TTK 1435 gereğince davacının önemli hususlar hakkında bildirimde bulunma yükümlülüğüne uymadığını ve ihlal ettiğini, bu nedenle sözleşmenin 1439 ve 1445 kapsamında cayma ve fesih nedeniyle iptal edildiğini, zarar tespit komisyonu tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasının zorunlu olduğunu, eşya kıymetinin tespiti mümkün olmadığından talebin reddi gerektiğini beyan ederek, kabul anlamına gelmemek kaydıyla %5 muafiyet uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; "...Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; taraflar arasında geçerli bir sigorta poliçesinin düzenlendiği ve poliçe ile terör klozunun da teminat altına alındığı, davalı tarafça, davacının sözleşme yapılması esnasında ve sonrasında bildirim yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ileri sürülmüşse de, rizikonun meydana geldiği bölge şartlarının basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken sigortacı tarafından da bilinmesi gerektiği, riziko meydana geldikten sonra haksız olarak sözleşmeden cayma ve fesih hakkını kullandığından, davacının hasar bedeli talep etme hakkının bulunduğu anlaşılmışsa da davacı tarafça liste halinde bildirilen eşyalarda meydana gelen hasar bedelinin tespitine imkan veren herhangi bir delil sunulmadığından ve zarar ispatlanamadığından davanın reddine" karar verilmiştir.


İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; meydana gelen olaylarda müvekkilinin ikamet ettiği evin ve ev içerisinde bulunan eşyaların tamamen yok olduğunu, terör olaylarının başlamasıyla birlikte müvekkili ve ailesinin Şırnak ilini terk etmek zorunda kaldığını, olaylar bittiğinde ise Şırnak iline dönen müvekkilinin evin nerede olduğunu bile tespit etmekle zorlandığını, ev içerisinde bulunan eşyalarla birlikte garanti belgeleri ve alım satım evraklarının da yok olduğunu, dosyada mevcut dilekçelerinde hangi eşyanın telef olduğunun ise açık bir şekilde belirtildiğini, tamamen zayi olan eşylarar için taraflar arasında imzalanan sigorta sözleşmesi gereği terör klozunda belirtilen miktarın geçerli olması ve müvekkiline ödenmesi gerekirken yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK’nun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re´sen gözetilmiş ayrıca HMK´nun 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, konut sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacının kiracı olarak ikamet ettiği konutun ... numaralı ... Paket Sigorta Poliçesi ile davalı ... şirketi nezdinde 10/03/2016-2017 tarihleri arasında sigortalandığı, eşyaların 50.000,00 TL ile teminat altına alındığı, ... ve ... ile bu teminat ile ilgili her hasarda tazminat miktarının %5´i oranında muafiyet düşülerek kalan tutarın sigortalıya ödeneceği hükmüne yer verildiği, bölgedeki terör eylemleri nedeniyle sigortalı konutta hasar meydana geldiği, davalı ... şirketi tarafından hasar ödemesi yapılmadığı için işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. İstinaf sebeplerinin incelenmesinden, taraflar arasındaki esasa ilişkin uyuşmazlığın çözümünden önce usule ilişkin aykırılıkların mevcut olup olmadığı ve bu bağlamda öncelikli olarak mahkemenin görevli olup olmadığının tespiti gerekmiştir. Zira görev, kamu düzenine ilişkin olduğundan re´sen incelenmesi gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu´nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK´nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK´nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK´nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun´un 2. maddesi; "Bu Kanun her türlü tüketici işleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" şeklinde düzenlenmiş, 3. maddesinde tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak, tüketici işlemi ise; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır. Aynı yasanın 73/1 bendinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 73/4 bendinde tüketici mahkemelerinde görülecek davalarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısmında yer alan basit yargılama usulüne göre yürütüleceği belirtilmiş, 83/2 maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 Sayılı Yasa´nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engelleyemeyeceğine işaret edilmiştir.Somut davada uyuşmazlık konusu konut sigorta poliçesi tüketici işlemi olduğu için yargılamanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği sabittir. Açıklanan nedenlerle; Mahkemenin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK´nın 114/1.c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde işin esası hakkında karar verilmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin sair istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin istinaf taleplerinin kabulü ile kararın 6100 sayılı HMK´nın 353/1.a.3 bendi uyarınca kaldırılmasına ve Dairemizin kararı uyarınca işlem yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun sair istinaf sebepler incelenmeksizin KABULÜ ile İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi´nin 2017/429 E. 2020/396 K. sayılı 23/09/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK´nın 353/1.a.3 bendi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,3-Davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.3, 362/1.c ve 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 29/05/2024

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler

  • Pert Araç Satışı Konulu Emsal Karar
    Ankara´da bulunan Ünsal Hukuk Bürosu web sitesinde yer alan Pert Araç Satışı Konulu Emsal Karar içeriğini hemen inceleyin.
  • Yaralanmalı Trafik Kazası Tazminatı
    Hemen her gün karşılaşılan trafik kazaları bazen ölümcül sonuçlara yol açarken, bazen de çok ciddi yaralanmalara sebep olmaktadır.
  • Gazi Tazminatı Nasıl Alınır?
    Gazilik tazminatı 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu, 5754 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun gibi yasal düzenlemelerle belirlenmiştir.
Whatsapp