0312 230 00 90
av.ebru.unsal@gmail.com

Trafik Kazası Geçirenler İçin Adım Adım Hukuki Rehber29.6.2026

Trafik kazaları, hayatın olağan akışı içerisinde her an karşılaşabileceğimiz ve ne yazık ki saniyeler içinde hem fiziksel hem de finansal olarak ciddi yıkımlara yol açabilen olaylardır. İster yalnızca maddi hasarlı trafik kazası olsun, isterse yaralanmalı veya ölümlü trafik kazası sonuçları doğursun, kaza sonrasında atılacak adımlar büyük bir önem taşır. Kaza anının getirdiği şok ve panik haliyle yapılan küçük hatalar, ilerleyen süreçte hak kayıplarına, sigorta şirketlerinden eksik ödeme alınmasına veya hukuki davalarda haksız duruma düşülmesine neden olabilmektedir. Bu nedenle, trafik kazası geçiren mağdurların yasal haklarını bilmesi, süreci doğru ve eksiksiz yönetebilmesi için trafik kazası hukuki süreci hakkında bilgi sahibi olması şarttır.

Bir kaza sonrasında mağdurların en çok merak ettiği konuların başında trafik kazası tazminat davası, sigorta başvuru süreçleri ve kusur oranına itiraz gibi meseleler gelir. Hukuki sürecin doğru bir şekilde başlatılabilmesi için olay anından itibaren delillerin sağlıklı bir şekilde toplanması gerekir. Öncelikle, kazaya karışan araçların yerleri değiştirilmeden geniş açılı fotoğrafları ve videoları çekilmelidir. Eğer kazada yaralanma veya ölüm söz konusuysa, kesinlikle araçların yeri değiştirilmemeli ve derhal polis veya jandarma ekiplerine haber verilerek resmi trafik kazası tespit tutanağı tutulması sağlanmalıdır. Sadece maddi hasarın olduğu durumlarda ise taraflar kendi aralarında anlaşarak maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı düzenleyebilirler. Ancak taraflardan biri alkollüyse, ehliyetsizse, kamu malına zarar verilmişse veya motorlu aracı sevk ve idare eden kişi reşit değilse mutlaka kolluk kuvvetleri çağrılmalıdır.

Kazadan sonraki ilk adım, delillerin güvence altına alınması ve sağlık durumunun belgelenmesidir. Herhangi bir yaralanma durumunda, hastaneye başvurularak mutlaka kazaya bağlı epikriz raporları ve adli muayene formları alınmalıdır. Bu belgeler, ileride açılacak cismani zarar (bedensel zarar) tazminatı veya iş göremezlik tazminatı taleplerinin temel dayanağını oluşturacaktır. Ardından, kazada kusurlu olan tarafın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'na (Trafik Sigortası) ve varsa kendi Kasko poliçenize başvurarak hasar ihbarında bulunmanız gerekir. Sigorta şirketleri, genellikle hasarı minimum düzeyde ödemek eğilimindedir. Bu noktada, sigorta tahkim komisyonu başvuruları veya Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılacak davalar aracılığıyla gerçek zararınızın tanzim edilmesini talep edebilirsiniz. Araç değer kaybı, mahrumiyet bedeli (ikame araç bedeli) ve tedavi giderleri gibi tüm kalemler yasal haklarınız arasındadır ve eksiksiz olarak talep edilmelidir.

Trafik kazaları ile ilgili "Trafik Kazası Tazminat Davası" başlıklı makalemizi de inceleyebilirsiniz.

Trafik Kazası Sonrası Araç Pert Olursa Haklarınız Nelerdir?

Trafik kazası sonucunda bir aracın onarım masraflarının, aracın kaza tarihindeki rayiç değerine (ikinci el piyasa değeri) çok yakın veya bu değeri aşması durumunda araç hukuken ve teknik olarak "tam hasarlı" yani halk arasındaki tabiriyle pert araç olarak kabul edilir. Aracınızın pert olması durumunda, kusursuz veya daha az kusurlu taraf iseniz, uğradığınız zararın eksiksiz bir biçimde karşılanmasını talep etme hakkına sahipsiniz. Trafik kazası sonrası araç pert olursa haklarınız, hem Zorunlu Trafik Sigortası hem de Kasko sigortası kapsamında farklı şekillerde güvence altına alınmıştır ve bu süreçte izlenmesi gereken yollar büyük bir dikkat gerektirir.

Öncelikle, aracınızın pert kaydına ayrılmasına karar verildiğinde sigorta şirketi size bir araç rayiç bedeli teklifi sunacaktır. Rayiç bedel, aracınızın kazadan bir gün önceki ikinci el piyasa değeridir. Sigorta şirketleri maliyetleri düşürmek amacıyla genellikle piyasa araştırmasını dar bir çerçevede yaparak size gerçek piyasa değerinin çok altında bir rakam teklif edebilirler. Bu teklifi kabul etmek zorunda değilsiniz. Çoğu mağdur, parayı bir an önce alabilmek için önüne sunulan "Mutabakatname" (anlaşma belgesi) veya "İbraname" (aklama belgesi) evraklarını hızlıca imzalamakta ve yasal haklarından feragat etmektedir. Eğer sigorta şirketinin sunduğu bedel, Sahibinden, Arabam.com gibi ikinci el araç satış platformlarındaki emsal araçların değerinden düşükse, bu teklife noter kanalıyla veya yazılı olarak itiraz edebilir, emsal araç ilanlarını sunarak bedelin artırılmasını talep edebilirsiniz.

Araç pert olduğunda ödenecek tazminat iki şekilde belirlenir: Ya sigorta şirketi aracın hurdasını (sovtaj) size bırakır ve rayiç bedelden hurda bedelini düşerek kalan tutarı nakit öder; ya da hurdayı sigorta şirketi alır ve size aracın kaza öncesi tam rayiç bedelini eksiksiz olarak öder. Uygulamada genellikle ikinci yöntem tercih edilir. Kendi kasko sigortanız üzerinden işlem yapıyorsanız, poliçenizde yer alan "yeni değer klozuna" veya "rayiç bedel koruma" teminatlarına dikkat etmelisiniz. Bazı genişletilmiş kasko poliçeleri, aracın sıfır kilometre bedelini dahi ödemeyi taahhüt edebilir.

Peki, sigorta şirketi ile anlaşılamazsa ne yapılmalıdır? Eğer şirket rayiç bedeli yükseltmeye yanaşmıyorsa, hakkınızı aramak için dava yoluna gitmeden önce çok daha hızlı ve etkili bir alternatif olan Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurabilirsiniz. Ortalama 4 ila 6 ay gibi kısa bir sürede sonuçlanan tahkim yargılamasında, bağımsız sigorta eksperleri ve hakemler aracılığıyla aracınızın gerçek piyasa değeri hesaplanır ve eksik ödenen veya hiç ödenmeyen tutarın yasal faiziyle birlikte tarafınıza verilmesi kararlaştırılır. Ayrıca, aracınızın pert olması sebebiyle yeni bir araç alana kadar veya kaza tarihinden itibaren makul bir süre boyunca araçsız kalmanızdan doğan araç mahrumiyet bedeli (ikame araç bedeli) de kusurlu araç sürücüsünden ve araç sahibinden talep edilebilecek haklarınız arasındadır. Pert olan araçlar için araç değer kaybı tazminatı talep edilemez; çünkü araç zaten tam hasara uğramış ve piyasa değeri üzerinden tazmin edilmektedir. Değer kaybı yalnızca onarılabilir hasarlar için geçerli bir hukuki kavramdır.

Trafik Kazalarında Zamanaşımı Süresi Kaç Yıldır?

Trafik kazası sonrasında doğan maddi ve manevi zararların tazmini için yasal süreçlerin belirli bir süre içerisinde başlatılması şarttır. Hukuk sistemimizde "zamanaşımı", hakkın kullanımını belirli bir süreye bağlayan ve bu süre geçirildiğinde dava açma hakkını düşüren kritik bir müessesedir. Trafik kazalarında zamanaşımı süresi, kazanın niteliğine, ortaya çıkan zararın türüne (maddi hasar, yaralanma, ölüm) ve kazaya karışan tarafların durumuna göre değişkenlik göstermektedir. Bu sürelerin kaçırılması, haklı olsanız dahi tek bir kuruş tazminat alamamanız anlamına gelir.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesi uyarınca, motorlu araç kazalarından doğan maddi ve manevi tazminat taleplerinde temel zamanaşımı süresi 2 yıldır. Bu süre, kazayı geçiren mağdurun zararı ve tazminat yükümlüsünü (kusurlu tarafı veya sigorta şirketini) öğrendiği tarihten itibaren başlar. Ancak her halükarda, kazanın meydana geldiği tarihten itibaren en fazla 10 yıl geçmesiyle tazminat hakkı kesin olarak zamanaşımına uğrar. Yani zararı veya karşı tarafı kazadan 9 yıl sonra öğrenseniz bile, dava açmak için sadece 1 yılınız kalmış demektir. Bu kural, sadece araçta meydana gelen maddi hasarlar, araç değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli gibi yalnızca malvarlığına yönelik zararlara ilişkin kazalarda kesin olarak uygulanır.

Ancak trafik kazası sonucunda bir yaralanma veya ölüm meydana gelmişse, durum hukuken tamamen değişir. Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında yaralanmalı veya ölümlü trafik kazaları aynı zamanda "taksirle yaralama" veya "taksirle adam öldürme" suçunu oluşturur. Karayolları Trafik Kanunu, eylemin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda uzamış ceza zamanaşımı sürelerinin uygulanacağını emreder. Bu mağdurlar lehine çok büyük bir avantajdır. Buna göre:

  • Kazada sadece yaralanma varsa (Taksirle yaralama), TCK'daki ceza zamanaşımı süresi olan 8 yıllık süre uygulanır.
  • Kazada ölüm meydana gelmişse (Taksirle öldürme), ceza zamanaşımı süresi olan 15 yıllık süre uygulanır.
  • Eğer kazada hem ölü hem de birden fazla yaralı varsa (Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma), dava açma süresi daha da uzar.

Önemli bir diğer detay ise tedavi sürecinin devam ettiği durumlardır. Eğer mağdurun kaza sebebiyle tedavisi uzun yıllar sürüyorsa ve vücudundaki kalıcı maluliyet (sakatlık) oranı henüz kesinleşmemişse, zamanaşımı süresi kesin maluliyet raporunun (Adli Tıp Kurumu veya tam teşekküllü devlet hastanesinden alınan Sağlık Kurulu Raporu) alındığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Gelişen durum (örneğin kaza anında hafif görünen bir yaralanmanın yıllar sonra felce dönüşmesi) söz konusu olduğunda, zamanaşımı bu yeni durumun kesinleştiği andan itibaren yeniden hesaplanır. Kazaya karışan aracın Zorunlu Trafik Sigortasına karşı açılacak davalarda da bu uzamış ceza zamanaşımı süreleri aynen geçerlidir ve sigorta şirketleri "bizim sorumluluğumuz 2 yıldır" diyerek dosyayı kapatamazlar.

Trafik Kazası Avukat Ücretleri

Trafik kazası sonrası girilen hukuki süreçler; kusur tespiti, aktüerya hesaplamaları, sağlık kurulları, sigorta şirketleriyle yazışmalar ve adli yargı prosedürleriyle oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu nedenle hak kayıplarını önlemek ve tazminatı maksimize etmek için uzman bir trafik kazası avukatı ile çalışmak büyük önem taşır. Ancak kazazedelerin aklına takılan en büyük sorulardan biri, avukatlık sürecinin maliyetidir. Trafik kazası avukat ücretleri, açılacak davanın türüne, talep edilen tazminat miktarına ve avukat ile müvekkil arasındaki özel anlaşmaya göre şekillenir.

Türkiye Barolar Birliği tarafından her yıl yayımlanan "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi", avukatların vereceği hizmetin taban fiyatını belirler. Hiçbir avukat, yasal olarak bu tarifede belirlenen asgari ücretin altında bir tutarla dava alamaz. Ancak trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları, genellikle nispi (yüzdelik) vekalet ücreti yöntemiyle yürütülür. Bu yöntem, kaza mağdurları için ciddi bir finansal kolaylık sağlar. Uygulamada çoğu uzman avukat, müvekkilinden dava başında yüksek meblağlarda peşin para talep etmez; bunun yerine davanın başarıyla sonuçlanması ve karşı taraftan tazminatın tahsil edilmesi şartıyla, tahsil edilen toplam tutar üzerinden belirli bir yüzde (genellikle %10 ile %25 arasında değişen oranlarda) alır. Bu yüzdelik dilim, davanın zorluğuna, tahkim mi yoksa Asliye Hukuk/Ticaret Mahkemesi süreci mi olduğuna ve dosyanın Yargıtay aşamalarının bulunup bulunmadığına göre karşılıklı müzakere ile belirlenir.

Özellikle belirtmek gerekir ki; piyasada "Hasar Danışmanlık Şirketi", "Trafik Kazası Değerlendirme Merkezi" gibi isimler altında faaliyet gösteren ve avukatlık ruhsatı bulunmayan aracı kurumlar, kazazedelere "sıfır masraf", "hemen ödeme" gibi vaatlerle yaklaşmaktadır. Bu şirketler hukuki eğitim almamış kişilerce yönetilmekte olup, genellikle mağdurlara haksız ve fahiş sözleşmeler imzalatmakta, kazanılan tazminatın çok büyük bir bölümüne (%40-%50 gibi) el koymaktadırlar. Avukatlık Kanunu'na göre bu şirketlerin dava takip yetkisi yoktur ve bu tür simsarlarla çalışmak ileride telafisi imkansız zararlara yol açar. Haklarınızı savunacak tek yetkili mecra baroya kayıtlı avukatlardır.

Bir avukatla anlaştığınızda, sözleşmede avukatlık ücretinin hangi masrafları kapsadığını (harçlar, bilirkişi ücretleri, tebligat giderleri) açıkça belirtmeniz faydanıza olacaktır. Yüzdelik anlaşmalar, avukatın davanızı en yüksek rakamdan kazanması için onu motive eden, mağduru ise dava sürecindeki maddi yükten kurtaran en adil yöntemdir. Sonuç olarak, trafik kazası gibi spesifik ve teknik detaylara dayanan bir alanda, işin ehli bir avukata ödeyeceğiniz ücret; sigorta şirketinin size ödemekten kaçındığı on binlerce hatta yüz binlerce liralık hakkınızı geri almanızı sağlayacağı için bir masraf değil, bir güvence bedelidir. Hukuki sürecin en başından itibaren şeffaf bir ücret sözleşmesi yaparak, haklarınızı güvenle savundurabilir ve bu zorlu süreci minimum stresle atlatabilirsiniz.

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler

Whatsapp