Trafik Kazası Sonrası ağır bedensel zarara uğrayarak madden ve manen yıkıma uğramakla alakalı olan bu emsal kararı web sitemizden hemen inceleyin.
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/04/2025
NUMARASI : ... Esas ... Karar
DAVACI : ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : 1- .......
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : 2- ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : 3- ........ ŞİRKETİ
VEKİLLERİ : Av..... - Av. .....
DAVALI : 4- ........
VEKİLLERİ : Av.....- Av......
DAVALILAR : 5- ........
6- ........
VEKİLİ : Av.....
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 16/10/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 17/10/2025
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; 04.08.2022 tarihinde Konya ili Selçuklu ilçesinde, sürücü ........ idaresindeki ........ plaka sayılı çekici ve buna takılı ........ plaka sayılı yarı römork ile sürücü ........ idaresindeki, müvekkilinin içinde yolcu olarak bulunduğu ........ plaka sayılı araç ile çarpışmış, çarpışmanın etkisiyle her iki araç da savrularak tekrar çarpışması sonucu ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin ağır bedensel zarara uğrayarak madden ve manen yıkıma uğramakla birlikte tedavisinin halen devam ettiğini, kazaya karışan davalı sigorta şirketi ........ şirketinde sigortalı ........ plaka sayılı çekici ve buna takılı ........ yarı römork sürücüsü ........´in asli kusurlu, ........ plakalı araç sürücüsü ........´ın Tali kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, kusur durumunun savcılık dosyasına sunulan bilirkişi raporunda da aynı olduğunu, müvekkilinin arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alamadığını, tedavi ve kontrolleri devam eden müvekkilinin kazadan sonra yaşam kalitesinin düşmüş olduğunu, müvekkilinin bedensel zararının oldukça fazla olduğunu, maddi ve manevi sıkıntılar çekmiş olduğunu, söz konusu sıkıntılar ile gerçekleşen kaza arsında illiyet bağı bulunmakta olduğunu, bu nedenle maddi manevi tazminat haklarının doğmuş olduğunu, ........ Tic. Ltd. Şti. ........ plaka sayılı çekici ve buna takılı ........ plaka sayılı yarı römork maliki olması sebebiyle, ........ San. Tic. Ltd. Şti. ise kazaya karışan ve müvekkilinin içinde yolcu olarak bulunduğu bir diğer araç olan ........ plaka sayılı araç maliki olması sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu zararlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek; dava ve dava dışı fazlaya ilişkin tüm dava, talep, tazminat vs. hakları saklı kalmak kaydıyla, alacak miktarının tam olarak belirlenememesi sebebiyle ayrı ayrı olmak üzere şimdilik 10,00 TL sürekli iş göremezlik (kalıcı maluliyet), 10,00 TL geçici iş göremezlik (geçici maluliyet), 10,00 TL faturalandırılabilen ve faturalandırılamayan tedavi gideri, 10,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 40,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 04.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi konumunda olan davalılar yönünden poliçede belirtilen limitler dahilinde başvuru tarihinden itibaren) müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkil için toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalı sigorta şirketleri haricindeki şirket ve şahıstan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve dava vekalet ücretinin davalılara müştereken ve müteselsilen tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ........ Şirketi vekili cevap dilekçesinde özet olarak; huzurdaki uyuşmazlığın belirsiz olarak ikame edilmesinde hukuki yarar bulunmamakta olduğunu, işbu sebeple davanın reddedilmesini talep ettiklerini, sigortacıya başvuru şartı yerine getirilmeden dava yoluna başvurulmuş olduğundan davanın reddini talep ettiklerini, müvekkil sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve teminat limitleri dahilinde tazminattan sorumlu olduğunu, kaza tespit tutanağında sigortalıya kusur atfedilmiş ise de atfedilen kusur oranının gerçeği yansıtmamakta olduğunu, kabul anlamına gelememekle birlikte kusur durumunun bilirkişi aracılığıyla tespitini talep ettiklerini, davacının kaza nedeni ile malul kalıp kalmadığı ve maluliyet oranının tespiti için dosyanın, Adli Tıp Kurumu´na gönderilerek kaza tarihinde geçerli olan Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınmasını talep ettiklerini, tazminat hesabında esas alınacak gelir, devamlılık gösteren ve kazanılması için efor sarfına gerek olan ücretler olduğunu, davacı tarafından SGK hizmet dökümü sunulmamış olduğunu, davacının düzenli geliri/mesleği olmadığından kabul anlamına gelmemek üzere zarar hesabı yapılması halinde asgari ücret esas alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, hesaplama yapılması halinde, 19.06.2021 tarihinde Resmi Gazete´de yayınlanan Karayolları Trafik Kanunu´nda yapılan değişiklik ile kaza tarihinde yürürlükte olan Genel Şartlar doğrultusunda tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz gözetilerek yapılmasını talep ettiklerini, aktüer hesaplamalarda peşin ve erken ödenen tazminatın belirli bir iskonto oranına tabi tutulaması gerektiğinin açık olduğunu, önemli olanın tazminatın doğru hesaplanması, ülke verileriyle örtüşmesi gerektiğini, defaten peşin ödenen tazminatın, reel faiz getirisi kadar iskonto edilememesinin zarar gören bakımından sebepsiz zenginleşmeye neden olmakta ve TBK hesaplama esaslarına aykırı sonuçlar doğurmakta olduğunu, itirazlarının baki kalmak kaydıyla sürekli iş göremezlik tazminatı hesabının yapılması halinde dahi sürekli iş göremezlik tazminatının davacının geçici iş göremezlik süresinin sona erdiği tarihten başlamak üzere yapılması gerekmekte olduğunu, aksi halde aynı sürenin hem geçici iş göremezlik tazminatı hem sürekli iş göremezlik tazminatı bakımından dikkate alınması gibi bir sonuç doğmakta olup bu hususun davacı lehine haksız sebepsiz zenginleşmesine teşkil etmekte olduğunu, ikrar anlamına gelmemek üzere, davacının sürekli iş göremezlik talebine ilişkin olarak davacı tarafa SGK tarafından maluliyet hali için ödenen ve ödenecek peşin sermaye değerinin tespiti ile işbu bedelin hesaplanacak tazminat bedelinden mahsup edilmesi gerekmekte olduğunu, davacı tarafından geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri talep edilmiş ise de geçici giderlerin teminat dışı olup bu talepleri karşılama yükümlülüğünün SGK´ya aktarılmış olduğunu, aksi kanaat halinde dahi Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca, bakıcı gideri tazminatı hesaplamalarında bakıcı tutulduğunun belgelenmesi durumunda bakıcı gideri tazminatı için brüt asgari ücret; aksi durumda ise net asgari ücret dikkate alınmakta olduğunu, işbu dosya kapsamında bakıcı tutulduğuna dair bilgi ve belge bulunmadığından net asgari ücret üzerinden değerlendirme yapılması gerekmekte olduğunu, aksi kanaat halinde, geçici bakıcı gideri için hesaplanan tazminattan, ülkemizde aile içi bakımın fili mevcudiyeti ve Medeni Hukuk´a göre aile bireylerinin birbirlerine karşı bakım yükümlülüğü gözetilerek % 50 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasını talep ettiklerini, davacının geçici iş göremezlik talebine ilişkin olarak davacı tarafın kaza tarihinden sonra fiilen çalışıp çalışmadığı, maaş ödemesi ile SGK´den ödeme yapılıp yapılmadığı hususlarının araştırılmasını, ilgili yerlere müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, dosyada mübrez evraklarda uzlaştırma durumunun belirsiz olduğunu, uzlaşmanın haklardan feragat olduğu gözetildiğinde, uzlaşma durumunun mevcut olup olmadığının araştırılması gerekmekte olduğunu, dosyada mübrez tutanaklar ile davacının arazları gözetildiğinde hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerekmekte olduğunu, uyuşmazlığa konu kazada taraflar arasında ticari bir faaliyet olmadığı gibi talebin hukuki dayanağı haksız fiil hükümlerinden kaynaklanmakta olduğunu, Yargıtay içtihatları gözetilerek davacının avans faizi talebinin reddini talep ettiklerini, buna ek olarak faiz başlangıç tarihine itiraz ettiklerini belirterek; davanın öncelikle usulden reddine, aksi durumda esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ........ Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tespit tutanağında müvekkil şirkete ait araç sürücüne atfedilen kusuru kabul etmenin mümkün olmadığını, davacının maluliyetine ilişkin herhangi bir delil yahut rapor sunulmamış olduğunu, mahkemece maluliyete ilişkin Adli Tıp Kurumu´ndan rapor aldırılması gerekmekte olduğunu, müvekkil şirkete ait ........ plakalı aracın ........ A.Ş nezdinde sigortalı olduğunu, mahkemece yapılacak inceleme sonucunda tespit edilecek zarardan poliçe kapsamında, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağını, dava dilekçesinde zararın ticari avans faiziyle birlikte tahsilinin talep edilmiş olduğunu, ikrar anlamına gelmemekle birlikte, hesaplama yapılması halinde19.06.2021 tarihinde Resmi Gazete´de yayınlanan Karayolları Trafik Kanunu´nda yapılan değişiklik ile kaza tarihinde yürürlükte olan Genel Şartlar doğrultusunda tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz gözetilerek yapılmasını talep ettiklerini, davacının tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanmış olduğunu, ikrar anlamına gelmemek üzere, davacının sürekli iş göremezlik talebine ilişkin olarak kaza tarihinden sonra davacı tarafa SGK tarafından maluliyet hali için ödenen ve ödenecek peşin sermaye değerinin tespiti ile işbu bedelin hesaplanacak tazminat bedelinden mahsup edilmesi gerekmekte olduğunu, davacının geçici iş göremezlik talebine ilişkin olarak davacı tarafından kaza tarihinden sonra fiilen çalışıp çalışmadığı, maaş ödemesi ile SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı hususların araştırılmasını ilgili yerlere müzekkere yazılmasını talep ettiklerini belirterek; davanın reddine, yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın dava dilekçesinde dayandığı bilgi ve belgeleri dava dilekçesi ile birlikte davalı müvekkile tebliğ etmemiş olduğundan işbu belgelere ayrıntılı cevap verme haklarının saklı olduğunu, belirsiz alacak olarak ikame edilen davanın hukuki yararı bulunmadığından reddi gerekmekte olduğunu, davanın başvuru şartının yerine getirilmemiş olması sebebiyle usulden reddi gerekmekte olduğunu, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde davalı müvekkil ........´ın herhangi bir kusurunun bulunmamakta olduğunu, kazaya ilişkin kusur durumunun Adli Tıp Kurumu ve hatta İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik İhtisas Kürsüsü tarafından ayrıntılı olarak incelenmesi gerekmekte olduğunu, dava konusu kaza sebebiyle doğduğu iddia edilen maddi ve manevi zararda davacının da müterafik kusurunun bulunmakta olduğunu, dava konusu taleplerin ........ A.Ş´nin sigorta teminatı kapsamında olup davalı müvekkilin herhangi bir sorumluluğunun bulunmamakta olduğunu, davacı yanın talep ettiği maddi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının maluliyetinin İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından tespit edilmesi gerekmekte olduğunu, davacı yanın talep ettiği manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, uğranılan zararla orantılı, her iki tarafın da ekonomik durumuna uygun olması gerektiğini, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vermemesi gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderleri talebinin hukuki dayanaktan yoksun olup müvekkil davalının işbu giderlerden sorumlu olmadığından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerekmekte olduğunu, davacının faiz talebi ve işletilmesini istediği faiz oranının haksız olduğunu belirterek; davanın öncelikle dava şartının gerçekleşmemesi sebebiyle usulden reddine, aksi kanaatte olunması halinde ise müvekkili davalı yönünden esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında ........ plaka sayılı araç sürücüsü ........ ´in % 75 oranında, ........ plaka sayılı araç sürücüsü ........´ın ise %25 oranında kusurlu olduğu, davacıya atfı mümkün herhangi bir kusurun bulunmadığı, davacının yaralanmasının kalıcı sakatlık niteliğinde olmadığı, yine davacının iyileşme süresinde başkasının yardımına muhtaç olmadığı, geçici iş göremezlik zararının ise davadan önce tamamen karşılandığı, dolayısıyla davacının sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatı istemlerinin reddinin gerektiği, davacının tedavi gideri zararının ise 750,00 TL olduğu davalıların bu zarardan müteselsilen sorumlu olduğu, davacının yaralanmasının derecesi, tarafların kusur durumu, paranın alım gücü, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alındığında davacı için 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin dosya kapsamına uygun olacağı sonucuna varıldığından davacının maddi ve manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " şeklinde davacının maddi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 750,00 TL tedavi gideri tazminatının, davalı ........ Şirketi ile davalı ........ A.Ş. yönünden 01/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı ........, davalı ........, davalı ........ San. Tic. Ltd. Şti. ve davalı ..... Ltd. Şti. yönünden ise kaza tarihi olan 04/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı istemlerinin reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ........, davalı ........, davalı ........ Ltd. Şti. ve davalı ...... Tic. Ltd. Şti.´den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ........ Tic Ltd Şti vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından maddi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sürücü ........´a yükletilen kusur oranını kabul etmediklerini, müterafik kusur indirimi tartışılmadan hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, tarafların kusur oranlarına ve maddi olgunların tespitine yönelik kabulü mümkün tespitler yapılmaksızın manevi tazminat yönünden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu´nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re´sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
İstinaf başvurusu sırasında istinaf harçları ile istinaf posta giderinin yatırılmaması nedeniyle davalı ........ vekili Av. ........´e eksik istinaf harçları ile istinaf posta masrafının yatırılması için 16/06/2025 tarihli muhtıra gönderildiği, ilgili muhtıranın davalı vekiline 22/06/2025 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen eksik istinaf harçları ile istinaf posta masraflarının süresi içerisinde mahkeme veznesine yatırılmadığı anlaşılmakla, davalı ........´ın istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmekle inceleme diğer davalının istinafı kapsamında yapılmıştır.
Maddi tazminata yönelik istinaf
Davacı vekili tarafından belirsiz alacak şeklinde 40.000 TL alacak tahsili istenmiş, mahkemece 750 TL´nin tahsiline karar verilmiş, davalının da kabul edilen bu alacak bakımından istinaf başvurusunun olduğu anlaşılmaktadır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun "İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar" başlığı altında düzenlenen 341. Maddesinde; "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.
(2) Miktar veya değeri 40.000 TL´yi (mahkeme karar tarihi itibariyle) geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.
(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.
(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü 40.000.00 Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz" denilmektedir.
İstinaf konusu alacak, kabul ve ret olunan bakımından kesinlik sınırı altına kaldığından, miktar açısından her iki taraf yönünden de karar kesin olduğundan, kararın kesin olması halinde ilk derece mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarih 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararının kıyasen uygulanması yoluyla Dairemizce de karar verilebileceğinden, HMK nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonunda davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
Manevi tazminat açısından kusura itiraz
Davaya konu 04/08/2022 tarihli trafik kazasının, ........ plakalı çekici ve çekiciye bağlı ........ plakalı yarı römork ile 4. Organize Sanayi Bölgesi ... Sokağı takiben seyrederek ... Cadde kavşağına geldiğinde seyir yönüne hitap eden DUR levhasına rağmen kavşağa giriş yaptığı esnada aracının sol yan kısmına ... Caddeyi takiben seyrederek kuru asfalt zemin üzerinde 13,6 metre fren izi bırakarak kavşağa giriş yapan şoför ........ idaresindeki ........ plakalı otobüsün ön kısmı çarpıştıktan sonra ........ plakalı otobüsün çarpışmanın etkisiyle savrulup sağ yan kısmı ile ........ plakalı yarı römorkun sol yan kısmının tekrar çarpışması sonucu davacının yaralandığı anlaşılmıştır.
Kaza tespit tutanağı ile kazanın oluşmasında sürücü ........´in "Kavşaklara yaklaşırken dikkatli olmamak, yavaşlamamak, geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını vermemek" maddesini ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu, sürücü ........´ın ise "Aracının hızını, kavşaklara yaklaşırken azaltmamak" maddesini ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğunun belirlendiği, yine soruşturma dosyasında tanzim edilen bilirkişi raporunda ise ........ plakalı çekici sürücüsü ........´in, "Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama" trafik kuralını ihlal ettiği, ........ plakalı otobüs sürücüsü ........´ın, "Sürücüler, kavşaklara yaklaşırken, hızlarını azaltmak zorundadırlar" trafik kuralını ihlal ettiği, kazada yaralanan yolcuların ve ölen yolcunun kazanın oluşumuna etki edecek kural ihlallerinin bulunmadığının belirlendiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce Adli Trafik Bilirkişisinden alınan 12/04/2023 tarihli raporda , dava konusu kazanın oluşmasında ........ plaka sayılı araç sürücüsü ........´in % 75 oranında kusurlu olduğu, ........ plaka sayılı araç sürücüsü ........´ın ise %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Mahkemece 12/04/2023 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerin dosya kapsamına ve kazanın oluş şekline uygun olması nedeniyle, davaya konu trafik kazasının oluşmasında ........ plaka sayılı araç sürücüsü ........ ´in % 75 oranında, ........ plaka sayılı araç sürücüsü ........´ın ise %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmesinin doğru olmasına ve davacının araçta yolcu olmasına göre kusursuz bulunmasına ve müteselsil sorumluluk gereği tüm zararı davalılardan tazmin edebilmesinin mümkün olmasına göre itiraz yersizdir.
Manevi tazminatın az veya çok taktir edildiği istinafı yönünden;
Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı´nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, davacının tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna, davacının kaza nedeniyle % 0 oranında meslekten kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşmesinin 3 hafta olduğu gözetilip, davalının kusur durumu ve olayın oluş şekli dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu bu itibarla davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak,
Davalı ........ Sanayi vekilinin istinaf başvurusunun HMK´nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun HMK´nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
1-Davalı ........ tarafından alınması gereken 1.417,43 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 802,03 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
2-Davalı ........ tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-HMK´nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.17/10/2025