0312 230 00 90
av.ebru.unsal@gmail.com

Vazife Malüllüğü Talebi Yargıtay Kararı3.4.2026

Ankara Ünsal Hukuk Bürosu web sitesinden Vazife Malüllüğü Talebi Yargıtay Kararı detaylarına hemen erişebilir ve bilgi alabilirsiniz.

10. Hukuk Dairesi         2024/15971 E.  ,  2025/3984 K.


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ...'nin J.Üstteğmen olarak görev yaptığı sırada 16.03.2016 traihinde Şht. J.Uzm. Çvş. ... operasyonunda görevi sırasında Hakkari iline bağlı ... ilçesi mevkiinde PKK silahlı terör örgütüne mensup teröristlerle çıkan çatışma sırasında yaralandığını ve malül kaldığını, tedavisinin devamı sırasında 22.11.2016 tarih ve 677 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığını, 21.03.2017 tarihli dilekçesi ile Vazife malullüğü talebinde bulunan müvekkilinin iş ve işlemleri başlatıldığını ve gerekli tüm onayların alındığını, SGK başkanlığınca uzun süre işlemlerin bitirilememesi üzerine müvekkilince 16.04.2018 tarihli dilekçe yazıldığını ve SGK Başkanlığınca bu dilekçeye 22.06.2018 tarih ve 32792077/89.379.171 sayılı cevabi yazının gönderildiğini, vazife malullüğü talebinin incelenemediğinin bildirildiğini, 03.12.2018 tarihli dilekçe yazılmış ise de SGK Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığının 03.01.2019 tarih ve 32792077/89.379.171 sayılı cevabi yazısı ile önceki cevabi yazının tekrar edildiğini, işbu idari işlemlerin iptali ile müvekkilinin vazife malullüğü talebinin kabulünü teminen iş bu dava açıldığını, SGK Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığının 03.01.2019 tarih ve 32792077/89.379.171 sayılı cevabi yazısı ile müvekkil Sağlık kurulu raporlarının davalı Kurumun Sağlık Kurulunca incelenerek "malul" olduğuna karar verildiğini ve vazife malulü kapsamına alınmış olmasının, vazife malülü emeklilik işlemi yapılabilmesi için yeterli olmadığı, Kurum tarafından vazife malülü olarak emekliye sevkedildiğine dair olur alınmış olması ve bu olura istinaden ilgilinin görevi ile ilişiğinin "vazife malullüğü" nedeni ile kesilmiş olmasının kanuni zorunluluk olduğunu, bu itibarla; Hakkari ili ... ilçesinde 16.03.2016 tarihlerinde gerçekleştirilen operasyonlarda yaralanmış olan müvekkilinin 22.11.2016 tarihinde ihraç edilmek sureti ile görevine son verildiğinden bahisle vazife malullüğü durumumun incelenemediğinin bildirildiğinin görüleceğini, müvekkilinin vazife malullüğü durumunun incelenememe gerekçesinin, görevi ile ilişiğinin "vazife malullüğü" nedeni ile kesilmemiş olmasına bağlandığını, davalı Kurumun gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesinde vazife malülü veya harp malülü sayılacak ya da sayılmayacak kişiler açıkça belirtilmiş,vazife malullüğünün koşullarının belirlendiğini, 9 Ekim 2008 tarih ve 27019 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren kamu Görevlilerinin tahsis Yardımlarına ilişkin tebliğin Vazife malulü sayılma ve yararlanma şartları başlıklı 12 maddesi ile Harp malulü sayılma ve yararlanma şartları başlıklı 13. maddesinde gerekli koşulların belirtildiğini, bahsi geçen yasal düzenlemelere bakıldığında Vazife malulü/Harp malulü sayılmak ve yararlanmak için "ilişiğin vazife malüllüğü nedeni ile kesilmiş olması" şeklinde bir koşul bulunmadığını, ilişik kesilmesine dair işlemin maaş başlangıcını belirleyen bir işlem olduğu,vazife/harp malulü sayılmaya engel bir koşul gibi değerlendirilebilmesine hukuken olanak bulunmadığının tartışmasız olduğunu, 15.08.2016 gün ve 673 sayılı KHK'nin 6. maddesiyle, 5510 sayılı Kanun'un, kamu görevlilerinin emekliye sevk onayları başlıklı 48. maddesinde, ek/değişikliğe gidildiğini, bu suretle "Emekliliğini kazanmış kamu görevlilerinin emeklilik taleplerinin yetkili makamlar tarafından en geç bir ay içerisinde onaylanması gerektiği, aksi halde bir ayın sonunda memurun emekli olmuş sayılacağına ilişkin düzenlemede yer alan 'bir ay' ibaresinin olağanüstü hal süresince uygulanmayacağı ve maddenin 21.07.2016 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği," şeklinde düzenleme gerçekleştirildiğini, böylelikle OHAL döneminde, kamu personelinin emeklilik hakları da askıya alınmış olmakla beraber OHAL 17 Temmuz 2018 gecesi itibariyle sona erdiğini, kaldırıldığını, Ankara 23. İdare Mahkemesinin 2019/811 Esas sayılı dosyası ile idari yargıda iptal davası açılmış ise de " 5434 sayılı Kanun'a tabi hizmeti bulunmayan davacının talebine ilişkin uyuşmazlıkta 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde, 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesi uyarınca iş mahkemeleri görevli bulunduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla, yukarıda açıklanan gerekçeler ve resen dikkate alınacak sair iptal sebepleri dikkate alınarak, herhangi bir geliri bulunmadığı için öncelikle müvekkilin adli yardım talebinin kabulü ile dava konusu SGK Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığının 03.01.2019 tarih ve 32792077/89.379.171 sayılı kararının iptaline ve müvekkilin vazife malullüğü talebinin kabulüne, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın zamanaşımı, hak düşürücü süreler, yetki ve görev açısından incelenmesini ve reddini talep ettiklerini, yetkili Mahkemenin Ankara ili mahkemeleri olduğunu, müvekkili yönünden husumet nedeniyle davanın reddi gerekmekte olduğunu ve 'vazife' nedeniyle malullük kararının davacının bağlı olduğu ilgili Kurum tarafından belirlenmesi gerektiğinden husumetten reddi gereken haksız davanın reddi gerektiğini, açılmış bulunan dava ve iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, davanın bu yönüyle reddini talep ettiklerini, davacının bugüne kadar herhangi bir idari başvurusu olmadığını, dolayısıyla bir itirazı bugüne kadar bulunamadığını, bu nedenle dava açmaya hukuki yararı bulunmadığını, Kurum yaptığı işlemde bir hata bulunmamakta olduğunu ve dolayısıyla haksız açılmış işbu davanın reddi gerektiğini, davacının memuriyet görevinden ihraç olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle; açılmış bulunan davanın reddine ve avukatlık ücreti ve yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçelerinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, temyizen bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Uyuşmazlık, vazife malullüğünün tespitine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler

Whatsapp