Vefat Teminatı (Hayat Sigortası Kaynaklı) Emsal Karar içeriğine incelediğiniz web sitemizden ulaşarak bilgi sahibi olabilirsiniz.
T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ+
ESAS NO:2022/727 Esas
KARAR NO :2025/402
DAVA:Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:02/11/2022
KARAR TARİHİ:14/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
İDDİA:
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davacı ...A.Ş. ... şubesi tarafından, müteveffa ...´e 27.05.2019 tarihli ihtiyaç kredi sözleşmesi ile ihtiyaç kredisi kullandırıldığını, borcun süresinde ödenmemesi nedeni ile alacağın tahsili için kanuna ve usule uygun olarak, mirası ret için kanunen tanınan 3 aylık hak düşürücü süresinin dolması ile birlikte borçlunun yasal mirasçılarına başvurulduğunu, Müteveffa ...´ün yasal mirasçıları; ...´ün ... yevmiye numaralı ve 7 Şubat 2022 tarihli ihtarnamesi keşide edilerek 04.02.2022 tarihi itibariyle 17.662,73-TL tutarındaki alacağın ve ferilerinin ödenmesi ihtar edildiğini, ihtarname tüm muhataplara tebliğ edilmiş anca, ihtara rağmen borç ödenmediğini, alacaklı davacı Banka tarafında Müteveffa borçlu ...´ün sigortalı olduğu, davalı ... A.Ş. ´ye, başvurulmuş ancak davalı şirket tarafından tazminat talebinin sigorta başlangıç tarihinden önce mevcut gelen/mevcut bulunan kalp hastalığından kaynaklı vefatin, grup sigorta sertifikasında da belirtildiği üzere vefat teminatı kapsamının dışında olmasından ötürü tazminat talebinin reddedildiği bildirildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde tazminat talebimiz reddedilmiş olup, davalı şirkete karşı iş bu alacak davasını açma zarureti hasıl olduğunu, davacı bankanın ödenmeyen alacak tutarlarının, davalı sigorta şirketinden tahsili gerektiğini, davacı bankanın müteveffa ...´e kullandırdığı ihtiyaç kredi sözleşmesi gereğince; davalı şirketin kredi bağlantılı 27.05.2019 tarihli sigorta poliçesi limitleri kapsamında davacı Banka lehine Dain-i mürtehin şerhi bulunması ve rizikonun gerçekleşmesi nedeni ile dava tarihi itibariyle tüketici kredisinden kaynaklanan 23.947,06-TL. (17.981,86-TL ana para, 3.503,98-TL %31,04 oranında işlemiş akdi faiz, 175,19-TL faizin %5´i oranında BSMW ve 2.286,03-TL masraf tutarının) davacı Banka alacağının işleyecek %31,04 oranında temerüt faizi, faizin %5 i oranında gider vergisi ve ferilerinin davalı şirketin poliçe limitleri kapsamında davalı ... A.Ş. den tahsil edilerek davacı ...A.Ş.´ye verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesie karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça şirketleri aleyhine açılan davada; bankadan kredi kullanan ...´un vefat etmesi nedeniyle kredi borcunun şirket nezdindeki ... numaralı poliçeleri kapsamında ödenmesi talep edildiğini, işbu dava haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup davanın reddine karar verilmesini, şirketimiz ile ... A.Ş. arasında yapılmış olan grup kredi hayat sigortası kapsamında sigortalı olan ...´un vefat riskine karşı güvence altına alan ... poliçe no.lu hayat sigortası akdedildiğini, sigorta sözleşmesi uyarınca sigorta öncesinden gelen kalp hastalığı sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, sigortalı, sigorta öncesinden gelen kalp hastalığını, kendisine bu hususta sağlık beyan formlarında soru sorulmasına rağmen şirkete bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, tazminat talebinin reddi usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte şirketin sorumluluğu poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, T. ...AŞ´ ye müzekkere yazılarak ... numaralı poliçe üzerinde dain-i mürtehin hakları bulunup bulunmadığının sorulmasını ve buna dair belgelerin sunulmasını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
1-Bilirkişi Raporları.
Bilirkişiler tarafından düzenlenen 17/09/2023 tarihli raporda özetle; Dava konusu hayat sigortasının hukuki nitelik itibariyle krediye bağlı hayat sigortası olduğu, Kredi sözleşmesi, bilgi formu ve hayat sigortası sertifikasında yer alan kayıtlar ışığında, somut olayda davacı bankanın sigorta ettiren, davalı sigorta şirketinin sigortacı, üçüncü kişinin de sigortalı olduğu, Sigorta primlerinin sigortalı tarafından bankaya ödendiği, banka tarafından da sigorta şirketine ödendiği ve sigortacıya karşı prim borçlusunun davacı banka olarak göründüğü, form ve sertifikada davacı bankanın açıkça sigorta ettiren sıfatını haiz olduğunun belirtildiği, ...Sigortası Sertifikasının imza hanesinde sigortalı ile birlikte bankanın da kaşe ve imza hanesinin bulunduğu ve bu sertifikanın bankanın beyanları dayanak alınarak oluşturulduğunun tarafların kabulünde olduğu dikkate alındığında; davalı sigortacının, sigortalının kalp rahatsızlığına dair ihbar ve beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığına dair savunmalarını davacı bankaya karşı da yöneltebileceği sonucuna ulaşıldığı, Sigortalının kasten yalan beyanda bulunduğuna yönelik iddialar bakımından inceleme yapıldığında; beyanın yer aldığı formun bilgisayar ortamında hazırlandığı, “Kalp Hastalığı, Kanser, KOAH, Böbrek Yetmezliği, Felç, Beyin Hastalıkları, Karaciğer ve AİDS hastalıkları ile ilgili ameliyat veya tedavi oldunuz mu? Cevabınız evet ise detayını açıklayınız...” sorusuna cevaben "HAYIR" kutucuğunun bilgisayar ortamında poliçeyi düzenlenen tarafından işaretlendiği, sigortalının herhangi bir el yazısının bulunmadığı, bilgisayar ortamında düzenlenen başvuru ve bilgilendirme formunun matbu olarak düzenlendiği, sigortalının adı ve soyadının dahi yazılı olmadığı, sigortalının sadece imzasının alındığının görüldüğü, davalı sigortacının da sigortalının hastalığını kasten gizlediği yönünde dosyaya sunduğu bir bilgi veya belgeye rastlanılamadığı, sigortalı müteveffanın beyan yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal ettiğinin tespit edilemediği, açıklamadığı, sigortalının hastalığını kasten mi gizlediği yoksa beyan hükümlülüğüne aykırılığın ihmal düzeyinde mi gerçekleştiğinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, Davalı sigortacının araştırma ve bilgilendirme yükümlülüklerine ilişkin olarak inceleme yapıldığında; sigortacının, tüketici olan sigortalıyı usulüne uygun ve yeterli biçimde bilgilendirip bilgilendirmediği, soruları okuması için kendisine verip vermediği veya sözlü olarak açıklayıp açıklamadığı hususlarının dosyada bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle tespit edilemediği, ancak Sertifikadaki Sigorta Özel Şartları başlıklı bölümde sigortacının, sağlık raporu ve doktor muayenesi gibi araştırmaları yapabilmek için sigortalının rızasını aldığına dair bir hükme yer verilmiş olmasına rağmen hayat sigortası sözleşmesini imzalarken bankanın ve sigortalının beyanlarıyla yetindiğinin anlaşıldığı, doktor raporu vs. gibi sağlık durumunu gösterir bir belgenin incelendiğine dair dosyaya bilgi veya belge sunulmadığı, TTK m.1439/2 kapsamında, sigortalının beyan etmediği hastalık ile vefatın neden olduğu hastalık arasında illiyet bağı (bağlantı) bulunup bulunmadığının tespiti gerektiği, şayet kusurlu ihlal varsa kusurun ağırlığına göre indirim yapılabileceği, takdiri tümüyle mahkemeye ait olmak üzere bu indirimin; müteveffa sigortalının mevcut hastalığını beyan etmekte ihmali davranması, davalı sigortacının ise aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair bilgi veya belge sunmamış olmasının kabulü halinde her iki tarafın da %50 oranında kusurlu olduğu şeklinde değerlendirilebileceği, bu durumda takdir yine mahkemeye ait olmak üzere, lehtar olan davacı bankanın ancak tazminatın %50´sini almaya hak kazanabileceği, Poliçe öncesinde mevcut olan sağlık sorunları ile poliçenin kurulması sonrasında gerçekleşen ölüm arasında bir illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespiti için, takdir sayın mahkemeye ait olmak üzere, kalp hastalıkları konusunda uzman bir bilirkişi görüşüne danışılabileceği, Mahkemece davacının alacaklı olduğu kanaatine ulaşılırsa; davacı bankanın vefat tarihi itibariyle 16.333,69 TL ve dava tarihi itibariyle ise alacağı 21.533,48 TL olarak belirlenmiş olduğu, TTK m.1439/2 kapsamında, sigortalının beyan etmediği hastalık ile vefatın neden olduğu hastalık arasında illiyet bağı (bağlantı) bulunup bulunmadığının tespiti gerektiği, şayet kusurlu ihlal varsa kusurun ağırlığına göre indirim yapılabileceği, takdiri tümüyle mahkemeye ait olmak üzere bu indirimin; müteveffa sigortalının mevcut hastalığını beyan etmekte ihmali davranması, davalı sigortacının ise aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair bilgi veya belge sunmamış olmasının kabulü halinde her iki tarafın da %50 oranında kusurlu olduğu şeklinde değerlendirilebileceği, bu durumda takdir yine mahkemeye ait olmak üzere, lehtar olan davacı bankanın ancak tazminatın %50´sini almaya hak kazanabileceği, Poliçe öncesinde mevcut olan sağlık sorunları ile poliçenin kurulması sonrasında gerçekleşen ölüm arasında bir illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespiti için, takdir sayın mahkemeye ait olmak üzere, kalp hastalıkları konusunda uzman bir bilirkişi görüşüne danışılabileceği, sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişiler tarafından düzenlenen 25/03/2025 tarihli ek raporda özetle; İhtiyaç Kredi Sözleşmesi ve bu sözleşme uyarınca yaptırılan Tüketici Grup Kredi Hayat Sigortası Sertifikası 27.05.2019 tarihlidir. Yukarıdaki incelemelerde sigortalının 27.05.2019 tarihinden önce koroner arter hastalığı ve hipertansiyon tanıları ile takip edildiği ve tedavi aldığı, sigortalı olduğu süreçte de takip ve tedavisinin devam ettiği tespit edilmiş ve sigortalının vefatına neden olan “kalp yetmezliği” tanısı ile sigortalının poliçe düzenlenmeden önce takip ve tedavisinin yapıldığı “koroner arter hastalığı ve hipertansiyon tanıları” tanıları arasında bir illiyet bağı bulunduğu kanaati bildirilmiştir. Bu durumda sigorta poliçesi akdedilirken var olan hastalık ile poliçedeki riziko arasında illiyet bağı bulunduğu belirtilebilir. Ancak sorumluluğun tespitinde, kök raporda belirttiğimiz üzere sigorta eden tarafın da aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğini ortaya koyabilmesi ve hayat sigortası yaparken gerekli sağlık raporlarını istemesi gerektiği kanaatindeyiz. Ancak T.C. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Bilirkişilik Daire Başkanlığı´nın 17.12.2024 tarihli “Bilirkişi Raporlarında Hukuki Nitelendirme ve Değerlendirmede Bulunulmaması” konu başlıklı yazıda, bilirkişilerin hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapması kesin olarak yasaklanmış ve aksi yönde davranan bilirkişiler hakkında işlem uygulanacağı bildirilmiş olduğundan, hukuki nitelendirme ve değerlendirme teşkil edecek kesin bir değerlendirme yapamadığımızı, yapılan incelemeler kapsamında nihai takdirin sayın mahkemeye ait olduğu şeklinde bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememize açılan iş bu dava sigorta davasıdır.
Uyuşmazlık; davacı bankadan kredi kullanan 3. Kişi ...´ün kullanmış olduğu ihtiyaç kredisi nedeniyle kredinin temini için yaptırılan Hayat Sigortası rizikosunun dava dışı 3. Kişinin ölümü nedeniyle daini mürtehin davacı ... Bank´ın riziko bedelinin talep edip edemeyeceği, 3. Kişinin hayat sigortası sözleşmesi sırasında kendisinde bulunan hastalıkları, davalı sigorta şirketine bildirip bildirmediği hastalıklarını bildirmiş olması halinde söz konusu sigorta sözleşmesinin imza edilip edilemeyeceği, 3. Kişi ile davalı arasında akdedilen hayat sigortası sözleşmesinde kurulmasında ki 3. Kişinin kusurlu davranışlarının davacı bankayı bağlamayacağı, davalı sigorta şirketinin 3. Kişi lehine hayat sigortası kurarken gerekli özeni gösterip göstermeyeceği noktalarında toplandığı görülmüştür.
Tarafların bildirdiği ve davada ileri sürülen vakaların ispatı için delil olarak ileri sürülen, müteveffa sigortalıya ait ilaç kullanıma ait ... kayıtlarının, davacı banka ile müteveffa sigortalı ile akdettiği kredi sözleşmesinin, davalı sigorta şirketinin tuttuğu hasar dosyası ile hayat sigortası poliçesinin, müteveffa sigortalıya ait hastane kayıtlarının mahkememiz dosyasına celp edildiği görüldü
Davacı bankanın, müteveffa mudisinin kredi kullanımı nedeni ile üçüncü kişi müteveffa adına yaptırılan hayat sigortası nedeni ile üçüncü kişi mudinin gerçekleşen ölümü nedeni ile davacı bankanın daini mürtehin olarak sigorta teminat bedelini talep edip edemeyeceği, davacı bankanın müteveffa mudisinin bildirim yükümlülüğüne uyup uymadığının ve bu nedenle davalı sigorta şirketinin teminat badelini ödemekten kaçınıp kaçınmama hakkı bulunup bulunmadığının tespiti için dosya, bankacılık uzmanı, Hukukçu ile hekim bilirkişisinden oluşan heyete tevdi edilmiş, bilirkişi hyetinin dosyaya sunduğu raporun denetime el verişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; TTK 1435 maddesindeki düzenlemeye göre Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü tutmuş Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edileceğini, sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılacağını düzenlemiş, beyan yükümlüğünün ihlali halinde sigortacıya cayma hakkı tanınmıştır. Hayat sigortaları genel şartları 20. Maddesi 7. Fıkrasına göre Yenilemeler de dâhil olmak üzere sözleşmenin yapılmasından itibaren beş yıl geçmemiş olmak koşulu ile sigortacının, sözleşmenin yapılması sırasında beyan yükümlülüğünün ihmal ile ihlal edildiğini riziko gerçekleştikten sonra öğrenmesi ve bildirilmeyen veya yanlış bildirilen hususun sigorta bedelinin miktarına veya rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte olması hâlinde, ihmalin derecesine göre sigorta bedelinden indirim yapılabileceğini, Sigorta ettirenin, sigortalının veya temsilcinin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının sigorta bedeli ödeme borcu ortadan kaldıracağını düzenlemiştir. Somut olayda davacı bankanın dava dışı müteveffa ile ihtiyaç kredisi sözleşmesi imzaladığı, söz konusu kredinın temini için davacı bankanın daini mürtehin sıfatı ile mudisi lehine davalı sigorta şirketi ile hayat sigortası sözleşmesi kurduğu uyuşmazlık dışı olup, uyuşmazlığın esasını davacı bankanın mudisi üçüncü kişi müteveffanın hayat sigortası yaptırdığı sırada hastalığını biliyor olup olmadığı ve biliyorsa davalı şirkete bildirip bildirmediği, müteveffa tarafından yapılacak bildirimin davalının sözleşme yapmasına etki edip etmeyeceği noktasındadır. Davacı bankanın mudisi üçüncü kişinin tedavi gördüğü hastane kayıtları ile SGK medula kayıtları getirttirilmiş, epikriz raporlarına göre üçüncü kişinin kardiyolojik kalp yetmezliği ve KOAH hastalıkları bulunduğu, kalp yetmezliği teşhisi konulduğu bu hastalık nedeni ile tedavi gördüğü ve kalp krizi geçirdiği, ölüm sebebi olarak da kardiyak arrest gelişmesi olarak belirtildiği görülmüş , söz konusu hastalıkların davacı banka ile kurulan ihtiyaç kredisi sözleşmesinden öncede mevcut olduğu, hastalığın teşhisinin kredi sözleşmesinden önce yapıldığı ve tedavi gördüğü anlaşılmaktadır. Davacı bankanın daini mürtehini olduğu üçüncü kişi müteveffa sigortalının sigorta poliçesi kurulmadan çok öncesinde koah ve kalp yetmezliği ve buna bağlı sorunlar nedeni ile teşhis ve tedavi gördüğü halde poliçe düzenlenirken kalp yetmezliği, KOAH tedavisi görüp görmediği hususundaki soruya hayır cevabı verdiği bu husunun davalı sigorta şirketi yönünden hayat sigortası poliçesi düzenlenip düzenlenmemesi açısından karar vermesine veya risk priminin miktarının belirlenmesi ile sigorta bedeline etki edeceği kuşkusuz olup gerekli bilgiyi vermeyerek bilgilendirme yükümlülüğünü ihlal etiği anlaşılmaktadır. Davacının daini mürtehihni bulunduğu üçüncü kişi müteveffa sigortalınin davalı sigorta şirketi ile kurduğu hayat sigortası sözleşmesi sırasında bildirmesi zorunlu olduğu hastalığını bildirmediği ve beyan yükümlülüğünü sözleşmenin kurulmasına etki edecek şekilde ihlal ettiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesinde Ayrıntıları ile Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE
2-615,40-TL karar harcının peşin alınan 408,96-TL den düşümü ile kalan 206,44-TL nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL´nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
4-Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 23.947,06-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı parasal miktar itibariyle kesin karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır